| Friedrich Wilhelm Josef Schelling |
|
|
SCHELLING’ İN ERKEN DÖNEMİNDE KURGULADIĞI SİSTEM
Görülüyor ki, Fichte ve Schelling'in sisteminde deneyüstü felsefenin büyük problemi, dışardan hiç bir etki almaksızın düşünen öznenin sırf kendi gelişmesi sayesinde, gerçek âleme tekabül eden bir ülkü (ideal) âleminin nasıl oluştuğunu göstermektir; o suretle ki, gerçek âlemin organlaşmasındaki türlü dereceler, deneyin vermiş olduğu şekilde olmak koşuluyla nefis bilincinin tarihinde gerçek olarak tasarlanmış olsun. Tanrı'da ise, düşünce dolaysız olarak yaratıcıdır. Fakat insanda sadece tasarımsaldır (representatif). Fakat düşünce, gerek mutlak zihinde, gerek insanda tasarımsaldır. Bununla birlikte düşünce, gerek mutlak zihinde, gerek insanda tamamıyla yetkin bir surette özdeştir. Bu itibarla, bilincin gelişmesinde maddenin ve organik varlıkların gerçeklikte oluştuğu anlara tekabül eden anlar (moments) vardır. Schelling'in inşa etmek dediği şey budur. Bunu daha iyi anlamak için bir örnek olarak, onun maddeyi nasıl inşa ettiğini görelim: Ben' in biri öznel ve ülküsel, diğeri nesnel ve gerçek olmak üzere iki faaliyetinin sürekli karşıgelimi (antagonisme) sayesinde, ülküsel amacı mutlak bir bireşim (sentez) olan sürekli bir edimler serisi meydana gelir. Bilincin bu gelişmesinde üç dönem görülür:
1 - İlkel duyumdan hareketle üretici sezgiye;
2 - Üretici sezgiden düşünmeye;
3 - Düşünmeden iradeye geçme dönemleri.
Madde, bu üç dönemin birincisinde oluşur ve bu yapım (construction - inşa), nefis bilincininki kadar edimlerden ibaret olan üç momanla (an) ifade edilir. Ben'e karşıt olan iki faaliyet, bir üçüncüsüne nüfuz etmek suretiyle ortak bir ürün, sonlu bir şeyi oluşturur: Bu, saptanılmış (fixe) karşıgelimdir. Ve 'ben', bununla kendisine sınırlanmış nazariyle bakar; işte iki faaliyetin denkleşmesinden oluşan bu ortak ürün, daha şekilsiz olup, var olmayan saf maddedir: Bu, daha asıl ve bağımsız madde değildir. Ben'in olumlu madde gibi bir şeyleri algılaması için, onun kendi özel ürününü bir dış gerçeklik gibi hissettiği ve sınırladığı bir kendinden şeyi (chose en soi) koyması gerektir. Bu kendinden şeyle sezgisel ben arasındaki karşıtlık, bir kez yerleştikten sonra —ki bu karşıtlık sayesinde ilk ben, özne ile nesne olarak ikiye bölünür— biri 'ben', diğeri 'şey' olmak üzere iki faaliyet kendini gösterir. Bunlar bir arada yarış halindeki maddedir. Madde ise, sönmüş ruhtur. Schelling aynı esaslara dayanarak doğanın ilerlek çalışmasında öyle bir an kabul eder ki, bu anda doğa, organik ve canlanmış doğa halini alır. Bu itibarla, bilinç olaylarının tümdengeliminde hayvan ruhunun niteliğini açıklayan bir an gelir. Hayvanlarda zihinsel gelişme asla sabit bir noktaya ulaşmış değildir.
Bu sistemde her şey, sezgidir ve iradenin kendisi de en yüksek güce sahip olan bir sezgidir. Ben, gelişmesinin bu derecesinde, bilinç ve özgürlükle üreticidir; bundan ikinci bir doğa, ahlaksal âlem oluşur. Fakat özgürlük, bu ada lâyık değildir; zira o, zorunlu bir gelişmenin ürünüdür.
Schelling'in burada tarih felsefesine dair verdiği düşünceler önemlidir. Ona göre, tarih'in amacı, üç dönem içinde, bir ülkünün sırayla tür tarafından gerçeklendirilmesidir. Birinci dönemde egemen ilke, kader şeklinde gözükür; ikinci dönemde, doğa ya da zorunluluk olarak; üçüncüde ise, kayra (providence) şeklinde belirir ki, bu üçüncüde Tanrı olacaktır. Böylece, insanlığın tarihi, kayra olmayınca ancak insan bilincinde gerçeklenir. Tanrı, insan ruhunda, en önce kader şeklinde bulunur; tür' ün ilerlemeleri içinde gerçeklendirmeye eğilim gösterdiği bu ahlaksal düzenin kurulmasından sonra, belirli olarak, gerçek Tanrı olabilirin özeti budur. Fakat sonra bunu hem şekil, hem esas itibariyle şu eserlerinde değiştirmiştir. Felsefe sisteminin şerhi (Spekülatif Fizik gazetesinde, cilt II, 1800-1803); G. Bruno, Eşyanın Tanrısal ve Doğal İlkesine Dair Diyalog (1802); Akademik Etütlerin Yöntemine Dair Dersler (1803); Felsefe ve Din (1804); Doğa Felsefesine Girişe Yarayan Özdeyişler (Tıp yıllıklarının 1. cildinde, 1806); Doğada Gerçeklik ve Ülküselin (ideal) İlişkisi (1806); Plastik Sanatların Doğayla İlişkisine Dair (1807); İnsel Özgürlüğün Özüne Dair Felsefesel Araştırmalar (1809). Bu son ikisi, felsefesel eserlerinin birinci cildine eklenmiştir.
FİLOZOFLAR ANSİKLOPEDİSİ
Cemil Sena
Remzi Kitapevi
Üye Yorumu (0) |
|
| Sadece kayitli kullanicilar bir Makaleyi yorumlayabilir. Lütfen ücretsiz üye olun veya giriş yapın. |
Gönderilen yeni yorum yok
| < Önceki | Sonraki > |
|---|



(0 Oylama)








Okunma: 470