İlk Laz Belgeseli - Funda Özyurt Yazdır E-posta

İlk Laz belgeselinin yönetmeni Funda Özyurt ile söyleşi. Yönetmenliğini Funda Özyurt Torun'un yaptığı, yapımcılığını Defne Yoluç'un üstlendiği AB projesi kapsamında hazırlanan 'Türk Kültür Mozaiğinde Lazların Yeri' konulu 'Lazlar' Belgeseli nihayet tamamlandı ve gösterimine başlandı. Karalahana Karadeniz Gazetesi olarak  ilk Laz belgeselini çeken yönetmen Funda Özyurt Torun ile bir söyleşi gerçekleştirdik. Öncelikle hayırlı olsun! “LAZLAR”  Belgeseliniz 30 Eylül günü Ankara’da Kızılay Büyülü Fener Sineması'nda görücüye çıktı. İstanbul ve Karadeniz’de ki gösterimlerini merakla bekliyoruz. Gala’nın neden kültür merkezimiz İstanbul’da ya da Lazların yoğun yaşadığı Karadeniz’de değil de başkent Ankara’da yapıldığını ve nasıl tepkiler aldığını merak ediyoruz…

   

- Projenin yürütüldüğü merkezin Ankara olması, galaya katılacak devlet erkanı ve AB Delegasyon yetkililerin Ankara’da oluşu ilk galayı Ankara’da yapmak zorunluluğunu da beraberinde getirdi. Ancak zannetmeyin ki; Ankara’da az sayıda Laz var. Gala davetiyeleri gönderildiğinin ikinci günü 400 kişilik 2 salon dolmuştu ve galanın yapılacağı internet sitelerinde ve haber bültenlerinde yayınlandığında artık izlemek isteyenlere yer kalmadığını söylemek durumunda kaldık… Ve bunu söylemek zorunda kaldığım için üzülsem mi yoksa sevinsem mi bilemedim. O kadar yoğun ilgi vardı ki; galada belgeseli para ile izlemek istediğini belirtenler bile oldu. Projenin İstanbul galası ve bölgedeki galaları zaten planlanmıştı. Bu galaların Kasım ayında olmasının birkaç nedeni birden var. Belgeselin İngilizce versiyonu yurt dışında festivallere katılacak ve bu katılımların bazılarının Ekim ayında tamamlanması gerekiyor. Bu tarz projelerinin bitişinde bazı resmi evrakların tamamlanması gerekiyor. Tüm bu prosedürleri işleteceğimiz bir zaman dilimi yaratmak gerekiyordu. Üstelik üyesi bulunduğum BSB’nin (Belgesel Sinemacılar Birliği) Ekim ayının ilk haftasında Lazlar belgeselinden görsellere de yer verildiği bir fotoğraf sergisi ve festivali vardı. Bir anlamda Ekim kırıntı işlerin bitirilmesi gereken çürük aydı diyelim…

 

Bir halkın dili, kültürü, tarihi, folkloru.. tüm bunları tek bir belgesele sığdırabilmeyi tasarlama aşaması bile yorucu olmalı. Proje aklınızda ne zaman oluştu ve olgunlaştı?

 

Kesinlikle haklısınız. Bu benim 5 yıllı aşan bir projem. Bir çok belgesele imza atınca insan neden kendi kültürüm için bir şey yapmıyorum diye soruyor. Ancak kültür belgesellerine kaynak bulmak tam bir kabus yada şöyle diyelim hiçbir şey dışardan bakıldığı gibi olay değil. Özgeçmişiniz ve projeniz ne kadar iyi olursa olsun Türkiye’de Sanat henüz hak ettiği yeri bulabilmiş değil. Sponsorluk mekanizması da öyle. Spor faaliyetleri için bulabildiğiniz sponsorlar kültür belgeseli dediğinizde köşe bucak kaçıyorlar…

 

 

 Belgeselin senaryosunu kim yazdı? Tarih ve Folklor açısından hangi kaynakları kullandınız?

Yazılı tüm kaynaklardan yararlanıldı desem abartmış olmam. Ama daha önemlisi yada şöyle düzeltelim benim açımdan en önemlisi yazılı kaynak haline geçmemiş benim “yaşayan tarih” diye betimlediğim yaşlılarımızın hafızasında olanlar. Zira kayıt altına alınmayan bu kaynaklar arşiv değeri kazanamadan toprak oluyorlar. Sinopsis ve konular belirlendikten sonra çekimler yapıldı ve nihai anlamda senaryo ben ve yapımcı olarak da görev alan Defne Yoluç tarafından yazıldı.

Çekim öncesi ve sırasında ne gibi zorluklarla karşılaştınız?

Araştırma gezilerinde kurulan iyi diyaloglar çekim öncesinde ve sırasında zorluk yaşamamamızı getiren doğru adımlar oldular. İnsanlar öncelikle niçin böyle bir çalışma yaptığınızı, amacınızı ve elde edilen verilerin ne şekilde kullanılacağını doğru anlamalılar. Bu konuda yerel danışmanlarımızı ön plana çıkartmak lazım. Onlar hiçbir maddi beklentide bulunmaksızın bize evlerini, Bilgi birikimlerini ve bölgedeki özel diyaloglarını açtılar. Ve her konuda destekçimiz oldular. Düşünün makas çakma geleneği çekeceğimiz için Nurdoğan Demir serenderini tamamlamadan 3 hatfa bizim çekime gideceğimiz tarihi bekledi.

Gürcistan çekimlerinden ne bulmayı umuyordunuz? Arkeolojik ya da folklorik izler tespit ettiniz mi?

Gürcistan çekimlerinde umduğumuzdan da fazlasını bulduk. M.Ö.12yy’dan kalma Kolhis takılarından çömleklere, ok uçlarından şarap kadehlerine uzanan geniş bir yelpazeyi içine alan çekimler yaptık. Bir çok eserin çıkarılış anına tanık olduk. Dahası jenerikte ve belgeselde göreceğiniz bazı takılar ve eserler daha önce hiçbir yerde sergilenmemiş, internet sitelerinde bile yer almamış yani el değmemişti. Belgeselin içindeki bu belge niteliği bence özel bir anlam taşıyor.
Gürcistanlı Lazlar (ya da Sarplılar) ile 3 nesildir ayrı yaşıyoruz? Bu süreçte Türk Sarpı ile Gürcistan Sarp köyleri arasında kültürel bir farklılaşma gerçekleşmiş mi?
Kültürel ögelere kısa bir örnek verelim Gürcistanda Lazlar yeni doğan bebeğin cinsiyetini ikram edilen yemekten bilirler, biz de ise beşiğin altına konulan orak yada bıçaktan. Ama sadece kültürel açıdan değil, dilde de farklılıklar olmuş. Bizde nasıl bazı kelimeler Türkçeleştiyse onlar da da bazı kelimeler gürcüce yada rusçaya benzer formlara gelmiş. Ama bunlar sadece nüanslar Litropi Gürcistanda 20 Ağustosta kutlanırmış, bizde ise iki farklı tarihe denk geldik biri 20 Ağustos diğeri 5 Temmuz… 

Avrupalılar Laz halkı hakkında yeterli ve doğru bilgiye sahip mi? Cannes da ki gösterim bu açıdan en azından entelektüel çevreleri yakaladı mı?

Bence yakaladı. Olumlu tepkiler aldığımız doğru. Cannes’teki gösterim bizim yurt dışı festivallere davet edilmemizi de sağladı. Zira belgesel daha tamamlanmadan kendi rüştünü de çoktan ispat etmiş oldu. Benim açımdan ise şöyle bir gerçek var ki; ben Cannes film festivali ile ilgili bir başka belgeselime dair davet almıştır. Ama o kadar kısa zamanda hazırlanıp gönderilmesi gerekiyordu ki; ben bitmiş diğer belgeselimi feda edip Lazların tanıtım filmini gönderdim.
 

Basın duyurunuz da çalışmanızı Lazca olarak da yayınlayacağınızı duyurmuştunuz. Belgeselde Lazca’yı altyazı mı yoksa seslendirme dili olarak mı kullanacaksınız?

Röportaj dilimiz genelde Lazca. Bu röportajların Türkçe altyazı ile yayınladık sinemada, yurt dışı festivallerinde de Lazca röportajlar İngilizce altyazı ile yer bulacaklar kendilerine. Bu sayede hem şive farklılıkları ortaya konuyor, hem de dile farkındalık yaratılıyor. Bir de seslendirme dili olarak Lazca başka sorunları da beraberinde getiriyor. Hangi şiveyi kullanacağınızdan tutun, bilmeyen insanların görüntülerden çok 1 saat 50 dakika boyunca altyazı okumakla uğraşması gibi… Bir de izlenyenlere belgeseli içselleştirme şansı tanımış olalım istedim.  Ancak belgesel Lazca bir seslendirmeyle başlıyor. Belirtmeliyim ki; bu durum sinemada seyreden herkes için şaşırtıcı oldu…

Lazca bir filmin gösteriminde/DVd’ye kaydedilmesinde yasal bir engel söz konusu mu?

Hayır yok. Kaldı ki; yasal sakıncalar olsaydı Kültür ve Turizm Bakanlığı ile TC Başbakanlık Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü’nünkoordinasyonunu da kapsayan bu belgeseli yapamazdık.

Lazcanın okunup yazılması konusunda sinemanın yapıcı bir işlev göreceğini düşünüyor musunuz?

Sinemanın gücü ve etkisi inanılmaz. Bu soruya üniversitedeki tez yazımdan örnek vereceğim. Hatırlayın klonlama ile ilgili bilimsel araştırmaları ve sonuçlarını öğrenmeden önce klonlama ile ilgili 3 ayrı film girdi vizyona. Sinema o kadar güçlü getirileri olan bir sanat ki; hiç var olmayan bazı şeyleri bile gerçekmiş gibi yansıtabilirsiniz. Vietnam üzerine bunca film çekilmesinin bir nedeni de bu değil mi?

Lazların, kendi dil ve kültürlerine yaklaşımını gözlemleme fırsatınız oldu mu? Laz kültürünü yaşatma  bir duyarlılığın oluştuğundan söz edebilir miyiz?

Büyük kentlerde yaşayan yeni kuşaklar bilmedikleri bu dile ve kültürlerine yavaş yavaş sarılmaya başladılar. Ama büyüklerin de farkına varması gerekenler var. Bunların başında da dilin ve kültürün yeni kuşaklara aktarılmasının önemi geliyor. Belki buna izleyicilerden ve yerel danışmanlarımızdan gelen ortak bir söylem ile cevap vermek lazım. “Sen Lazları tarihleri ile barıştırdın. Artık birbirlerine eski anılarından, yaşananlardan, dedelerinin anneannelerinin bahsettiklerinden konuşur oldular.” Bence bu bile çok önemli çünkü bizim kuşağa acılar hiç aktarılmadı, hep güzel anılar paylaşıldı…

Çalışmanız kendi alanında bir ilk bu yüzden sanırım sonraki çalışmalara ilham verecektir. İlk basın duyurunuzda “kitap, interaktif cd, interaktif dvd, internet sitesi (portalı) ve halk dansları ekibi” gibi etkinliklerden bahsediliyor. Projenin bu ayaklarına ne zaman ulaşabileceğiz?

Kasım ayı itibarı ile hepsi tamamlanmış olacak interaktif cd’den vazgeçtik zira gelen talepler ve tepkiler hep interaktif dvd’yi edinmek yolunda. Bir de bu uzun belgeselin vcd’ye sığabilmesi için görsel kalitesini oldukça düşürmek gerekecek. Oysa öyle güzel görüntüler varki; Sırt Yayla’da çektiğimiz iç içe geçmiş iki gökkuşağının renkleri bile vaz geçilemez güzellikte. Kitap röportajların deşifrelerini içeriyor. Belirli sayıda röportaj koyabiliyorsunuz belgesele oysa insanların birbirlerinin hikayelerini bilmeleri gerek. İnternet sitesi hali hazırda aktif, halk oyunları ekibi ise Arhavililer Vakfı bünyesinde devam edecek.

İstanbul’da ne zaman izleme olanağı bulacağız?

Kasım’ın ilk haftası olmasını planlıyoruz. Benim gönlümden geçen 5 Kasım. Zira babamın ölüm yıldönümü. Ben bu belgesele hazırlanırken birlikte birçok plan yapmıştık. Maalesef ben bu planları tek başıma gerçekleştirmek durumunda kaldım. O nedenle 5 Kasım benim için önemli. Ayrıca ben bu belgeseli kanserden ölen dedem ve kuzenime ve onların kimliklerinde sadece Lazlara değil, Doğu Karadenizde kanserden yüreği yanan tüm bireylere adadım. 

Çalışmanın teknik ayrıntılarına girebilir miyiz? 35 mm mi yoksa dijital mi çektiniz? Toplam kaç saat çekim yaptınız? Montaj sonrası biz ne kadarına ulaşabileceğiz?

Belgesel 1 saat 50 dakika. Dvcam ve HDV formatlarında çekildi. 110 röportaj yapıldı. Tüm görsellerle beraber kullanılan kaset sayısı 150yi buldu. 35mm bir belgesel için oldukça pahalı bir yöntem. Kaldı ki; ben bu belgeselin bütçesinin %51’ini finanse etmeme rağmen yaklaşık 61.000euro harcamak durumunda kaldım.

Basın duyurusunda Proje bütçesinin %49luk bölümü (59.056.83 Euro) Avrupa Birliğince karşılandığı bildiriliyor. Sponsor olmadan belgesel çekebileceği günler bir gün gelecek mi? Belgesel filmlerin salon bulması konusunda sıkıntı var mı?

Umarım sponsorsuz belgesel çekilecek günler de gelir. Bunu herkesten çok benim gibi başka işlerden para kazanıp belgesellerine harcayan yönetmenler isteyecektir. Ve unutulmamalıdır ki; sinema salonları için kar getirici unsurlar değildir belgeseller. Çok özel bir izleyicisi vardır ve bu izleyiciyi memnun etmek de kolay değildir. Güzel olan şu ki; bu belgesel seyreden herkes tarafından beğenildi ve seyredemeyenler için de hala dörtgözle bekledikleri bir merak konusu.

Arhavilisiniz, tutkunuz sadece Lazlarla mı sınırlı yoksa komşular bir gün sözgelimi Hemşinliler ya da Çveneburiler üzerine de çalışmayı düşünebilir misiniz?

Neden olmasın. Bu sadece başlangıç. Ama onları kendi başıma finanse etmem mümkün değil…

Sinema dışında vazgeçemeyeceğiniz bir hobi ya da uğraşınız var mı?

Lisanslı yelkenciyim. Yada dili geçmiş zaman söyleyelim: lisanslı yelkenciydim ama bu yıl çekimler, montaj işler derken hiç yelken yapamadım. Eğitmen düzeyinde dalgıcım ama son iki yıldır suya ayağımı sokamadım. Memlekette bile denize giremedik. Zira bir dakikamız bile boş geçmedi. 1989’dan beri Aikido yapıyorum ama maalesef son 4 aydır tek bir antrenmana bile katılamadım. Cevaplardan anlaşılacağı gibi geri kalan tüm hayatımı erteledim bu belgeseli tam istediğimiz tarihte bitirebilmek için. Emek yoğun bir süreç tamamlandı (ki hala devam eden bazı kırıntı işler var)ve ben sosyal hayatıma ve hobilerime dönmek için Kasım ayının sonunu bekliyorum.

Ayrıca eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Hazırlıklarına başladığımız ve sponsor bulamazsam yine birbaşıma finanse edeceğim daha düşük maliyetli bir belgeselin hazırlıklarına başladık. Bu yaz artık oynanmayan çocuk oyunlarımızı çekeceğim. Montajı Eylül-Ekim 2008’de tamamlanacak ve Kasım 2008’de görücüye çıkacak…


   
Bu Yazıyı Favori Listenize Ekleyin

Okuyucu yorumları  
 

Ortalama Üye Değerlendirmesi

   (0 Oylama)

 


Yorumunuzu ekleyin
Sadece kayitli kullanicilar bir Makaleyi yorumlayabilir. Lütfen ücretsiz üye olun veya giriş yapın.

Gönderilen yeni yorum yok

 
< Önceki

Yazar Bilgileri
Üye Adı : Zeus
Nerden : Antalya
Beğeni : 2374
Yazarın : Profili
Yazara : Mail At
Yazar İmzası
amazonların mevkili kadını hippolita sağ memesini keserken, atabileyim daha iyi ok diye, gözünden akıtmadığı bir damla yaşı yüzyıllar sonra, dante'nin cehennemine dönen dünyanın onlarca yerine saçtı. gözyaşı kana, kan egoya bulandı. kırmızıyı siyaha çeviren kıskanç pençeleri hırsın, hippolitanin kesilmiş memesini kavradı ve avuçlarının şehvetine bulayıp ortadoğu, balkan, asya, afrika topraklarına, anadolu dağlarına firlatıp attı. canhıras feryatlı adam otları büyüdü bereketli topraklarda. kesif kan kokusu ağır havada. yazık size de, bize de, onlara da..
Bu Yazarın Son Yazıları
Sokratesin Savunması
Aristotelesin Eserleri
Aristoteles Metafizik
Aristoteles - Atinalıların Devleti
Aristoteles Temel İlkeleri
Aristoteles - Ölüm
Herakleitos Hayatı
Herakleitos - Fragmanlar
Bir Kapalı Söz Ustasıyla Buluşma Denemesi
Descartesın Yöntem Düşüncesi
Siteye yazı gönder..  Sözlüğe terim ekle..  Kendi sayfalarınızı oluşturun..  Bize Ulaşın..   Sitede arama yap..   Forum ayarlarınız..  Profil ayarlarınız. Resim Yükle  Özel mesajlarınız..  Siteye link ekle..   Siteye üye ol..   Bu siteyi anasayfan yap..  Bu siteyi favorilerinize ekleyin..
Bu Yazının Okunma Sayısı: 845
İlk Laz Belgeseli - Funda Özyurt  Nedir ? İlk Laz Belgeseli - Funda Özyurt nedir, İlk Laz Belgeseli - Funda Özyurt nedir, İlk Laz Belgeseli - Funda Özyurt kimdir, İlk Laz Belgeseli - Funda Özyurt ne demek, İlk Laz Belgeseli - Funda Özyurt hakkında bilgi, İlk Laz Belgeseli - Funda Özyurt anlamı nedir, İlk Laz Belgeseli - Funda Özyurt tanımı, İlk Laz Belgeseli - Funda Özyurt örneği, İlk Laz Belgeseli - Funda Özyurt nerede, İlk Laz Belgeseli - Funda Özyurt türleri, İlk Laz Belgeseli - Funda Özyurt ne zaman ???
Etiketleri : Güncel | Gündemdekiler | İlk Laz Belgeseli - Funda Özyurt