| Jacques Louis David |
|
|
1. YAPITIN AİT OLDUĞU SÜRECİN TARİHÎ ÇERÇEVESİ
VE SANAT ORTAMI
1.1. Yapıtın Ait Olduğu Sürecin Tarihî Çerçevesi:
David'in inceleme konumuz olan ünlü başyapıtı, Avrupa ve Fransız tarihinin Onsekizinci yüzyılın son çeyreğindeki sıkıntılı ve karmaşık sürecine aittir. David'in resminin tamamlanmasından beş yıl sonra 1789'da Fransız ihtilâli başlamıştır. Yapıt da bu noktada yaklaşan ihtilâlin göstergelerinden biri halini almaktadır.
İhtilâl öncesi tarihî süreci kavrayabilmek için burada kısaca bu yüzyılın bir çerçevesini çizmek uygun olacaktır: 18. yüzyılın Fransa'sının büyük bir nüfusu, güçlü ekonomisi ve başta dokumacılık olmak üzere gelişmiş bir ticareti vardır. Toplumsal refah düzeyi de oldukça yüksektir. Bu durum da: Fransa'da kültür ve sanat konularına yönelik ciddi bir ilgiye olanak tanımaktaydı. J.J. Rousseau (1712-1778), Voltaire (1694-1778) ve Denis Diderot (1713-1784) gibi ilerici düşünürler dikkat çekici bir etki sağlıyorlardı. Felsefe, teknoloji ve bilimin canlandığı da açıkça izleniyordu.
Fransa'nın kara ve deniz kuvvetleri Avrupa ve denizaşırı bölgelerde fetihler yapıyordu. İhtilal öncesinde, yüzyılın üçte ikisi İspanya, İngiltere, Felemenk Cumhuriyeti, Portekiz'le yapılan savaşlarla ve genel savaşlarla (İntikal Savaşı, Augsburg Savaşı), geçmiş olup, Fransa, bu savaşlardan ekonomik ve siyasî gücünü arttırarak çıkmıştı. 1756-63 arasında süren Yedi Yıl Savaşlarının ardından 1778-83 arasındaki Amerikan Bağımsızlık Savaşı gelmiştir. Horatius kardeşlerin Yemini adlı resmin yapılış tarihi olan 1784, hemen bu savaşın sonrasına rastlamaktadır.
İhtilâli başlatan sıkıntılı yılların başlangıcı aslında 1750'lere kadar uzanmaktadır: Saray, savaş masraflarını yeni bir vergi düzenlemesiyle karşılamaya yönelmişti ve vergi tahsildarları sık sık öfkeli kalabalıklarla karşılaşıyordu. Sarayla Fransa'nın büyük mahkemeleri bir çatışma içine girerler. Bilhassa, Yedi Yıl Savaşları ve Amerikan Bağımsızlık Savaşı için harcanan paraların karşılanması zorunluluğu bir çatışmaya zemin hazırlamıştır. Yedi Yıl Savaşlarıyla birlikte kararnameleri tescil ve reddetme yetkisi olan Paris Parlament'ı kraliyet vergilerine karşı güçlü bir mücadele başlatır. XV. ve XVI. Louis, Parlement'i askıya alırlar. Bu esnada Fransa ağır koloni kayıplarıyla karşılaşır (Québec, Senegal, St. Vincent, Dominik, Grenada ve Tobago). 1771'de kraliyet, Parlement üyelerini sürgüne gönderir; parayla alınan makamları ve Paris Parlement'ının kaldırılması ve saraya bağlı altı adet yeni yargı mercii kurma kararı alır. Dört yıl bu doğrultudaki çalışmalarla sürer.
XV. Louis ölünce, kraliyetin kurduğu yeni Parlement'lara karşı bir darbe düzenlenir. 1776'dan 1789'a kadar kraliyet politikasına karşı geniş bir muhalefet başlatılır. Bu esnada 1780 dolaylarında kraliyet, maliyeyi yeniden düzenleyerek hükümeti ayakta tutmaya çabalar. Ancak, tüm yapılanlar Parlement'ların sıkı denetimi altındadır. Kraliyetin ve hükümetinin bu çabaları sürerken 1783'de biten savaşlardan Fransa zafer kazanarak çıkarsa da, bu savaşların ekonomiye getirdiği ağır yük olumsuz bir tablo yaratır. Burada ele aldığımız David'in başyapıtının Güzel Sanatlar Bakanlığı için kral tarafından sipariş edilmesi de işte tam bu kritik sürece denk gelir.
Bundan sonraki yıllarda kraliyet ve hükümeti giderek kan kaybeder ve bu gelişmeler yaklaşan ihtilâlin habercisidir. Bu kargaşa ve karışıklık ortamında ilginç olan bir gerçek: aristokrat imtiyazları ve satın alınabilen kraliyet makamlarıyla tam bir batak durumuna dönüşen Parlement'ların soygunculuk, talan, yozlaşma ve keyfiliğe karşı koymak üzere burjuva ve köylülerle ittifaka girmesi ve bu ittifakın aristokratlardan ve üst düzey ruhban kesimlerden de destek almış olmasıdır. Bu güçlü birlikteliğin sağlanmasında: kraliyetin mali politikasının, aristokratların ve ruhban sınıfının önemli imtiyazlarını tehlikeye atmış olmasının rolü büyüktür. 1787-1789 arasında, devletin vergi koyma yetkisini engellemeyi amaçlayan bu ittifak süreciyle birlikte Fransa, ihtilâle doğru dönüşü olmayan bir yola girmiş ve nihayet, 5 Mayıs 1789'da Etats Géneraux'nun toplanmasıyla ihtilâl süreci sembolik olarak başlamıştır.
Fransız ihtilâlinin başlangıcından hemen sonra, içinde David'in de rol oynadığı kültür ve sanat mücadeleleri başlar. David'in öncülüğünde toplanan ilerici sanatçılar tarafından sadece Akademi üyelerine tanınan Salon'da sergi açma imtiyazına karşı bir muhalefet hareketi başlatılır. Bunun sonucunda 1791'de Akademi'nin ayrıcalıkları kaldırılır. Tüm sanatçılara Salon'da sergi açabilme hakkı tanınır. Bu gelişmeler Akademi'nin çökmesiyle sonuçlanır. Ancak, Akademi'nin yerini alması gereken yeni kurumlara da ihtiyaç vardır. 1792'de Konvansiyon, Louvre'da bir müze kurmaya karar verir. Bu süreçte müzelerin kurulması ve genişletilmesi faaliyetleri de sanat eğitiminin demokratlaşmasına önemli katkılar yapar.
1793'de Konvansiyon'a seçilen David, özgürlük ve demokrasi yanlılarından oluşan "Commune des Arts" adlı derneği kurarsa da krallık yandaşları, kraliyet için yıkıcı gördükleri bu derneği bir yıl sonra çökertirler. Bunun üzerine Akademi'den boşalan boşluğu doldurma işini: "Société populaire et republiance des Arts" adlı akademi olmayan ve herkesin üye olabildiği bir kulüp ve Club Révoultionnaire (David'in ve Prudhon, Gérard gibi sanatçıların yönlendirdiği bir kulüp) üstlenir. Nihayet, "Resim ve Heykel Teknik Okulu" Akademi'nin işlevini üstlenir. Görüldüğü gibi ihtilâl, toplumu değiştirmeyi hedeflerken sanat anlayışına yönelik düzenlemeler gayreti içine girmişse de programını başarılı bir şekilde uygulayabilme aşamasına henüz ulaşamamıştır.
David'in ekonomik durumu, evliliği dolayısıyla oldukça parlak olduğundan sanat ortamındaki işlerin nasıl yürüdüğü konusu onu pek ilgilendirmiyordu. David, ihtilâle olan bağlılığını daima sürdürmesiyle de dikkate değer bir rol üstlenmiştir. İhtilâl hükümeti başlangıçta kültür ve sanat konularına gereken ilgiyi gösteremediyse de zamanla bir silkinme geçekleşmeye başlar. Belli kişiler sanatla yakından âlâkâdar olurlar ve toplumda da ünlü sanatçılara yönelik duyarlılık başlar.
İhtilâl sırasında tablo fiyatlarının artışı bu ilgiyi açıklamakta olup; fiyatlar, İmparatorluk devrinde de artmaya devam eder. Bu gelişmeler, çok sayıda sanatçının yetişmesine imkân tanır. Ancak yine de ihtilâlin sanat planında yeni bir sanat anlayışının yerleştirilmesinde etkisiz kaldığı bir gerçektir. İhtilâlin kendi sürecinin sanat anlayışını belirleyebilmesi için yaklaşık çeyrek asrın geçmesi gerekmiştir. Netice'de karmaşık sanat ortamında David'in elinde doruğuna ulaşan Yeni-klâsisizm üslûbu, bu süreç zarfında yerini Romantizm'e bırakacaktır. Yani, ihtilâlin sanat anlayışı: Neo-klâsisizm'le değil Romantizm'le kendi gerçeğini bulmuştur. İhtilâlin sanat politikasının yerleştirilmesine yönelik bu çeyrek asırlık geçiş sürecinde Yeni-klâsisizm ise: geçmişin yozlaşmış sanatsal eğilimlerini tasfiye ederek, Romantizm'e giden yolu açmasıyla seçkin bir rol üstlenmiştir.
1.2. Yapıtın Ait Olduğu Sürecin Sanat Ortamı:
İhtilâl öncesi ve sonrasındaki yeni sanat ortamına geçiş sürecinde David'in ve Neo-klâsisizmin oynadığı rolün kavranması burada ele alınan başyapıtın çözümlenebilmesi için şarttır.
Orta Çağ'da uluslararası Gotik sürecin başta gelen temsilcisi olan Giotto di Bondone'de klâsik biçim anlayışı ve doğallık kaynaşmış durumdaydı. Rönesans sürecinin bilhassa yüksek döneminde yine doğalcı bir klâsisizmin varlığı kendini göstermişti. Maniyerizm, klâsisizmin doğalcı görüntüsünü arka plana iten bir ara devirdir. Klâsisizm aslında usculuğun ve doğalcılığın zaferi olarak nitelendirildiğinde, disiplinsizliğin, gelişigüzel fantezilerin, yapmacıklığın ve hafifliğin tam karşısındadır. Barok dönemde, bilhassa N. Poussin ve Louis Le Nain gibi sanatçıların doğalcı klâsisizm anlayışları dikkat çekicidir. Rokoko ise klâsik yalınlıktan bir uzaklaşma havasını taşımış ve bu süreçte bilhassa saray aristokrasi sanatında, doğallığını kaybeden bir biçimsellik hâkim olmuştur.
Rokoko resmindeki çelişkili, karmaşık ve yapay yaklaşımlara karşı XVIII. yüzyıl ortalarında toplumun ilericilikten yana olan kesimi, açık ve yalın bir klâsisizme yönelince, Yeni-klâsisizm alanı hâkimiyetini ilân etmiştir. Bu yeni akımın, toplumun hangi kesimine yönelik doğduğunu ortaya koyabilmek pek kolay değildir. Çünkü, Yeni-klâsisizm önce saray çevrelerinde, bilhassa aristokratlarca benimsenmiş, sonra orta sınıfa mal olmuş ve nihayet devrimci burjuvazinin estetiği haline gelmiştir. Bu durum, son derece ilginç bir şekilde bu yeni sürecin çelişkili ve karmaşık yönlerine de ışık tutar. Bu gelişmeye bağlı olarak David'in resimleri de bu kesimlerce yeğlenmiş ve neticede: "İhtilâlin resmî resim sanatı" sıfatına sahip olmuştur. Aristokrasinin dünya görüşünde ise daha çok Barok'un coşkulu duyumculuğunun izlerini buluyoruz. Orta sınıf ise usçuluğa, mütevaziliğe ve disipline önem verdiğinden klâsisizmin doğalcılığını, açık ve yalın tavrını benimsemiştir. Dolayısıyla onsekizinci yüzyıl Avrupa'sının resim sanatı zaman zaman yoğun bir klâsisizme yönelirken bazen de daha gelişigüzel yorumlara açık kalmıştır. Ancak şu bir gerçektir ki: bu devrin usculuğu klâsik sanat anlayışıyla ifadesini bulmuştur. Aslında klâsisizm, doğalcılığın ve usçuluğun zaferidir. Klâsisizm kavramı aynı zamanda da otorite ve sanat, tutuculuk ve sanat kavramlarıyla ilişkiye girerse de bu kavramlar, klâsisizm karşıtı söylemler için kullanılmamalıdır. Çünkü, toplumun ilerici ve uscu kesiminin temel ve yüce değerleri çerçevesi içinde klâsik estetiğin kendi gerçeğini bulduğu gözden kaçırılmamalıdır.
Yeni-klâsisizm'le ortaya çıkan eğilim, aslında katı bir tektonik uygulamanın tekrar gündeme gelişidir. Çünkü, Orta Çağ'dan itibaren sanat, klâsisizme bağlı ve karşı görüşler arasında yolunu bulmaya çalışmıştır. Yeni-klâsisizm de bu yolun ihtilâl süreci Fransası'ndaki ilerici eğilimleri destekleyen bir istasyonu olmuştur. İhtilâl dönemi sanatı olan Yeni-klâsisizm, onsekizinci yüzyılın ortasından itibaren adım adım gelişir. 1750-1780 arası bir Rokoko klâsisizminin (Boucher, Fragonard, Greuze) havasındadır. Yüzyılın ortalarından itibaren Rokoko'ya karşı bir protesto söz konusu olmuş ve Yeni-klâsisizm boy atmıştır. Akademi müdürü Antoine Coypel bu yeni eğilimi destekler. Arkeolog ve sanat tarihçisi Kont Caylus da yeni hareketin öncüsü olur. Winckelmann ile arkeoloji bilimi sistemli bir hale gelir. Arkeolojik klâsisizm, 1748'de başlayan Pompei kazılarıyla canlanır. Yüzyılın ortalarından itibaren bilhassa toplumun entelektüel kesiminde yeni bir dünya görüşü ve değerler sistemi boy atar. Uluslararası bilimsel arkeoloji ve sanatta klâsisizm hareketi birlikte gelişirler.
Erken Romantizm akımı da arkeolojik ilgiyi sürdürür. Bu çağ, Rousseau ile Winckelmann'ın yetiştikleri bir çağdır. Rousseau, Klâsik İlk Çağ'a; Winckelmann ise Orta Çağ kültürlerine yönelik ilginin yolunu açmıştır. Yeni-klâsisizm ve onu izleyen Erken Romantizm, Rokoko'nun aşırılıklarına karşı bir cephe oluşturmuşlar ve bu iki eğilim de burjuva yaşam kavrayışından kaynak almıştır.
Fransız İhtilâli, Rokoko kültürünün yaşam anlayışına ve kraliyetin haksız vergi düzenlemelerine karşı bayrak açmıştır. Bu bayrak, sanat plânında Rokoko'dan Yeni-klâsisizm'e geçilerek taşınmıştır. Rokoko kültürünün destekçisi olan burjuvaların kaygısız ve gerçeklerden kopuk tavırlarına karşı; Neo-klâsik eserler, militan bir sanat karakteriyle ilişkilendirilirler. Bu sürecin sanat ortamında Vien'in klâsisizmi ağırlık kazanmıştır. Ancak, Vien, konu tercihi ve güzellik anlayışıyla Rokoko ile bağlantısını belli bir ölçüde sürdürür. Erotik bir tavır sezilen yapıtlarında ise klâsisizm biraz devre dışına itilir. Bu noktada, Rokoko tavrının estetiği kendini daha fazla hissettirir.
Bu durum, David'in sanatında kökten bir değişikliğe uğramıştır denilebilir. David'in, Yeni-klâsisizm'in öncüsü ve en büyük sanatçısı olma şerefini hak etmiş olmasının sebebi, Rokoko estetiğini devre dışı bırakabilmesidir. Ne var ki, David'in Yeni-klâsisizmini toplum hemen benimseyebilmiş değildi. David'in resimlerinin Rokoko'nun yozlaşmasını yıkmak üzere yapıldığı daha sonraları kavranabilmiştir. 1770'lerde Yeni-klâsisizm, eski üslûpla savaşını sürdürürken pek etkili olamamış ve 1780'lere kadar da saray sanatıyla çekişmiştir. Ancak, 1780 sonrasında David'le birlikte başlatılan savaş, Rokoko'nun geçerliliğini silmeye başlamıştır. David'in bu noktada 1784'de resmettiği "Horatius Kardeşler'in Yemini" adlı tablosu, büyük bir ün kazanarak otuz yıllık çekişmeye de son noktayı koymuştur. Böylece 1780-1789 arasında ihtilâle giden yolun hâkim sanat anlayışı Neo-klâsisizm olmuştur.
İhtilâl sırasında geçerli olan resim eğilimlerini kısaca hatırlatırsak: Fragonard, duyumsal-renkçi Rokoko'yu; Greuze, duygusallığı; Chardin, burjuva doğalcılığını ve Vien de klâsisizmi temsil etmekteydi. İhtilâl için Greuze ve Chardin'in üslûpları uygun düşerse de, İhtilâl: klasizim'de karar kılmıştır. Bunun sebebi: ihtilâlin, "Yeni-klâsisizm"in, vatanseverlik ve kahramanlık ülkülerini, Romalı vatandaşlara özgü erdemi ve cumhuriyetçi özgürlük düşüncelerini en mükemmel yansıtabilecek estetik anlayış olduğunu benimsemesidir.
18. yüzyıl kıta Avrupası'nda felsefecilerin eleştirel tutumları ve insanî değerlere anlam kazandırmaya çalışmaları sanatçılar tarafından desteklenmiştir. 18. yüzyılın son çeyreği, yeni siyasî yapılanma arzusunun ve aydınlanma felsefesinin katkılarıyla kendi gerçeğine yönelir. Çalkantılar, Fransız ihtilâline adım adım yaklaşıldığının habercisidir. A.G. Baumgarten (1714-1762) yeni bir estetik anlayış yaratarak, duygunun önemini vurgular ve yaratıcı sanata ağırlık verir. Aynı şekilde Alman filozof Kant (1724-1804)'ın felsefesi, döneme damgasını vurur. Akademi yeniden gelişir. Müzecilik çalışmaları önem kazanır. Antik Çağ'a ilgi artar. Sanatsal ifade biçimleri çeşitlenir ve yeni bir yola yönelir. Böylece, süreç, kendi sanatsal üretim gerçeğinin yolunu açarak, yeni bir sanat-üretim ilişkisi oluşturur. Bu dönemde sanat, hoşa gitmekten ziyade, didaktik olmak arzusundadır. Antik Çağ'a ilgi, Antik Çağ'ın yeniden doğuşu anlamında ele alınamaz. Çünkü, Antik Çağ'ın değerleri yeni bir kalıba dökülmektedir. Rönesans'ta da bu olmuştu, şimdi de yeni bir dönemin ihtiyacına yönelik bir sentez oluşmaktadır. Antik Çağ heykellerinden kopyalar yapılırsa da bunlar, yeni bir amaca hizmet eden bir estetiğe katkıda bulunmak üzere değer kazanırlar. Bu dönemde yüce değerler ve düşünceler de ağırlık kazanır.
Neo-klâsisizm, Barok ve onu takiben otaya çıkan Rokoko üslûplarına karşı klâsisizmin saf estetiğinden ilham alır. Bu anlayış, ilhamını İlk Çağ geleneklerinden ve bilhassa eski Yunan ve Roma sanatlarından alarak yalın bir klâsik güzellik anlayışına yönelmiştir. Aslında, Fransa'da XVI. yüzyılda Pierre Lescot, Philibert Delorme, Jean Goujon, Germain Pilon ile başlayıp; François Mansart, Jules Hardouin Manscart, Jacques Sarrazin, François Girardon, Nicholas Poussin ve Claude le Lorrain gibi sanatçılarla Barok sürecin içinde de yükselişe geçen klâsisizm, XVIII. yüzyılın ilk yarısında kısa bir süre Rokoko üslûbunun yayılmasıyla gözden düşerse de XVIII. yüzyıl ortalarıyla XIX. yüzyıl başlarında Neo-klâsisizm ön plâna çıkar.
Neo-klâsisizm, Barok ve Rokoko'nun sembolik anlatım diline ve özellikle Rokoko'nun aşırıya kaçan süslemeci özentilerine karşı klâsisizmi tekrar yüceltmek amacına yönelmiş ve sürecinin yenilik arayışlarını temsil etmiştir. Dönemin arkeolojik keşifleri ve müzeciliğin gelişmesi de Antik Çağ'ın klâsik devirlerine yönelik ilgi artışına katkıda bulunmuştur. Hemen hemen tüm sanat dallarına damgasını vuran Neo-klâsik estetik anlayışının temeli: sağlam form ve çizgisel desen anlayışına dayanır. Ancak, ışık-gölge ve koyu renk etkileri de devreye girer.
Neo-klâsik üslûbun başta gelen temsilcileri: mimar Jacques Ange Gabriel ve Pierre Vignon; XV. Louis'in hizmetinde çalışan başarılı heykeltraş Edmé Bouchardon (1698-1762), Madam de Pompadour'un gözde heykeltraşı Jean Baptiste Pigalle (1714-1785), XVIII. yüzyılda faaliyet gösteren ünlü Fransız heykeltraş Jean Antoine Houdon (1741-1828); Amerikan asıllı olup, İngiltere'de faaliyet gösteren ressam Benjamin West (1738-1820), burada ele alınan ünlü Fransız ressam Jacques Louis David (1748-1825) ve David'in öğrencisi olup, bilhassa portreleriyle ün yapmış Fransız ressam Jean Auguste Dominique Ingres (1780-1867)'dir.
Gönderilen yeni yorum yok
Üye Yorumu (0)
Üye Oyları
(0 Oylama)
Sadece kayitli kullanicilar bir Makaleyi yorumlayabilir. Lütfen ücretsiz üye olun veya giriş yapın.
< Önceki
Sonraki >










