| Jacques Louis David |
|
|
3.2. Jacques Louis David'in Sanat Anlayışı
David, açık, yalın, ciddî ve yapmacıksız bir Yeni-klâsik ekolün sağlam temellerini kurarak, klâsisizmi, düştüğü sıkıntının ve yozlaşmanın içinden kurtarmasıyla dikkati çeker. Sanatçı, orta sınıf halka yönelik doğalcılığı, ağırbaşlı ve her şeyi denetim altında tutabilen üslûbuyla aktarmıştır. Portrelerinde tüm gücünü ve yeteneğini doğalcılıktan ayrılmaksızın kanıtlayan David, mitolojik, tarihî ve çeşitli konulardaki resimlerin ele alınış tarzına da yepyeni bir karakter kazandırır. David'in başarısının altında yatan bir gerçek de: Antik Çağ heykel sanatı konusundaki etütlerinden ve konturlara önem veren sağlam form anlayışından alabildiğine yararlanmış olmasıdır.
Kurduğu "Yeni-klâsikçi okul, saygıdeğer bir önem ve ağırlık kazanmıştır. David'in nesnel anlayışı, kompozisyondaki tüm öğeleri düşünce yoluyla denetlenen ruhsallığa bağlı kılarak, simgesellikle güçlendirilen mesajın açık ve kesin aktarımını amaçlar. Sanatçı, kullandığı renkleri iyice karıştırır ve fırça darbelerini gizler; yalın ve sağlam üslûbunu, mükemmel tekniğiyle bütünleştirir. David'in Fransız ihtilâlinin parlamenter yönetimi sırasında sanatsal amacını: "Antikite'yi etüt ederek; ahlâkı olduğu kadar edebiyatı ve sanatı da yeniden yaratmak" şeklinde ifade etmesi, onun yenilikçi atılımlarının kavranabilmesi için oldukça anlamlıdır.
David, devrinin sanat politikasında oynadığı güçlü rolle sanat tarihindeki seçkin yerini almıştır. Sanat işlerinde hükümetin sözcülüğünü de yapan David; yalnızca tüm sanatsal propagandanın, büyük kutlama ve törenlerin, Akademi'nin tüm işlerinin ve sergilerin düzenleyicisi olmakla kalmamış ve âdeta sanatta devrim yaratarak, geniş çevreleri etkileyen bir ekol oluşturmuştur: Neo-klâsisizm. Kurduğu okul, Temmuz İhtilâline kadar, Fransız okulunun tek temsilcisi halini almış olup; üstelik tüm Avrupa klâsisizminin okulu olarak görülmeye başlanmıştır. Bu noktada, Fransız ihtilâlinin sanat plânında iki önemli etkisinden söz etmek mümkündür: Önce, David'in başını çektiği Neo-klâsisizmin sahneye çıkışına elverişli ortam sağlamış ve daha sonra ise Romantik resmin kaynağı olmuştur.
David'e resmin Napolyon'u da denilmiştir. Buna sebep: Napolyon'un bir cihan fatihi olarak Kazandığı ün neyse; sanat dünyasında da David'inki odur. David'in ünü ihtilâl öncesinde, bilhassa burada ele alınan: "Horatius Kardeşlerin Yemini" ile üst düzeye tırmanmıştır. Sanatçı, Napolyon tahta çıkmasından önce büyük bir önem kazanmıştı ve etkin konumu Napolyon tahta çıktıktan sonra da değişmemiştir. Napolyon, David'i saray ressamı yaptığında aslında kamuoyu nezdinde kendini buna mecbur hissetmiştir. Napolyon aslında: Gros, Gerárd, Vernet, Prudhon gibi ressamlara büyük bir ilgi duymaktaydı. İmparatorluk devrinde Gros'un adı ön plâna çıkmaya başlamıştır. Gros: Klâsisizm ve Romantizm karması bir üslûpla savaşı, insanî bakış açısıyla birlikte resmeder, yoksulluk, mutsuzluk ve diğer felâketleri de göstermekten kaçınmaz. Bu durum da, İmparatorluk dönemi sanatındaki çelişkiyi ve eklektizmi ortaya koyar. Bu noktada, sanat, toplumun bir gerçeğini bize aktarmaktadır: Napolyon hükümeti, toplumsal açıdan da tam denetimi sağlayamamıştı ve sosyal alandaki eşitsizlikler de sürüp gidiyordu. İhtilâl, inanç özgürlüğü, yurttaşlık özgürlüğü ve kanun karşısındaki eşitlik gibi kavramları yerleştirme mücadelesi içindeydi. Bu sıkıntı ve karışıklıklar da sanat alanına yansımaktaydı.
David'in sanat sosyolojisi açısından da dikkate değer bir önemi vardır. Çünkü o; pratik siyasî amaçlarla, gerçek sanatsal niteliğin kaynaştırılmasını sağlamış ve sanatı propaganda amaçlı, militan bir ruhla da kullanmıştır. Ancak bu yaklaşımları sanat eserlerinin değerini azaltmamış; aksine yüceltmiştir. İhtilâl yaklaşırken ve ihtilâl sırasında siyasetin tam içindeyken sanatsal başarıları ve etkinliği de doruk noktaya ulaşmıştır. İmparatorluk döneminde de David'in sanatı yaratıcılığını ve canlılığını sürdürmüştür. Ancak, son döneminde, Brüksel'deki sürgün hayatında siyasî gerçeklikle ilişkisi kopunca, buna paralel olarak sanatsal yaratıcılığında bir durgunluk içine düşmüştür. Bu durum, onun sanat ve ideolojiyi birbirine ne kadar sıkı sıkıya bağladığının açık bir göstergesi olarak yorumlanabilir. Başka bir deyişle, belli bir ideoloji ve amaç doğrultusunda sanat yapmanın, sanatçıyı sınırlamadığı; aksine itici bir güç odağı kazandırdığı konusunda David iyi bir örnektir ve ideoloji, sanat ve gerçeklik tam anlamıyla onda ifadesini bulmuştur. Delacroix'nın onu: "modern okulun babası" olarak göstermesi de haklı şöhret ve başarılarının ifadesidir.
Gönderilen yeni yorum yok
Üye Yorumu (0)
Üye Oyları
(0 Oylama)
Sadece kayitli kullanicilar bir Makaleyi yorumlayabilir. Lütfen ücretsiz üye olun veya giriş yapın.
< Önceki
Sonraki >










