Kayıp Parola? Hesabınız yok mu? Kayıt Ol
Üye Menü
Gönderen ela, Eklenme Tarihi 14-09-2008 17:22 Kaç Kişinin Favorisi 57
Üye Oylaması Değerlendirme yok Kaç Kez Gösterildi 1121

André Breton

Gerçeküstücü akımın kurucularından Fransız şair, yazar, eleştirmen ve düşünür André Breton 19 Şubat 1896'da Normandiya'da Orne'da Tinchebray'de doğdu, 26 Eylül 1966'da Paris'te yaşamını yitirdi. Tıp ve psikiyatri okudu. Birinci Dünya Savaşı sırasında, gönüllü olarak askeri hastanede bir nöropsikiyatri koğuşunda çalıştı. Burada, anti-sosyal davranışlarıyla geleneksel sanat anlayışlarına karşı çıkan Alfred Jarry ve Jacques Vaché ile tanıştı. Alfred Jarry ve Jacques Vaché'nin düşüncelerinden oldukça etkilendi. Jacques Vaché, 24 yaşında kendini Seine nehrine atarak intihar etti. Vaché`nin savaş sırasında Breton ve başkalarına yazdığı mektuplar 'Savaş Mektupları' adı altında 1919`da yayınlandı. Bu kitap üzerine, Breton dört deneme yazdı. 1919'da Louis Aragon ve Philippe Soupault ile birlikte Edebiyat (Littérature) adlı dergiyi kurdu. Bu arada Dadacı Tristn Tzara ile ilişkiye girdi. 1924'te Gerçeküstücü Araştırma Bürosunu`nun kurucu öncülerinden oldu.Manyetik Çayırlar (Les Champs Magnétiques) kitabı ile otomatik yazı tekniği`ni uygulamaya geçirdi. 1924' te Gerçeküstücü Manifesto`yu yazdı ve Gerçeküstü Devrim dergisinin editörü oldu. Çevresinde kısa bir zamanda -Philippe Soupault, Louis Aragon, Paul Éluard, René Crevel, Michel Leiris, Benjamin Peret, Antonin Artaud ve Robert Desnos gibi- genç sanatçılardan bir topluluk oluştu. Arthur Rimbaud`un 'özgür sanat' anlayışını, Karl Marx`ın 'politik düşünceleri' ile birleştirmek için sabırsızlanan Breton, 1927`de Fransız Komünist Partisi`ne katıldı. Ancak,1933`te partiden atıldı. Geçimini işlettiği kendi sanat galerisinde sattığı tablolarla sağladı. Breton`un öncülüğünde gerçeküstücülük, tüm Avrupa'da ses getiren bir sanat anlayışı oldu ve döneminin tüm sanat dallarını etkiledi. Bu dönemin ürünü olan yapıtlarda, "insan algısının kökenleri ve insanın çevresindeki olaylara bakış açısı" sorgulandı. 1938'de Fransız hükümetinden aldığı kültürel-ekonomik destek ile Meksika`ya gitti. Bu durum, Breton`a Troçki ile tanışma fırsatı sağladı. Troçki ile birlikte Özgür Sanat Devrimi İçin (Pour un art révolutionnaire indépendent) adlı manifestoyu yazdılar. Ancak, manifesto, Breton ve Diego Rivera`nın isimleriyle yayınlandı; manifestoda, o dönemlerde olanaksız gibi görünen 'sanatta tam özgürlük' çağrısı yapılıyordu. Fransız hükümetinin çalışmalarından hoşnut olmayan Breton, 1941`de önce Amerika Birleşik Devletleri`ne ardından Karayip'e sığındı. Burada yazar Aimé Césaire ile tanıştı. Aimé Césaire'in Memleket`e Dönüş Defteri (Cahier d'un retour au pays natal) adlı kitabının 1947 baskısına önsöz yazdı. Breton, 1946'da Paris`e geri döndü ve Fransız sömürgeciliğine karşı 121`in Manifestosu`nu yazdı. Bu manifestoda, Cezayir Kurtuluş Savaşı`nı ele aldı ve ölene kadar bu konuda çalışmalarını sürdürdü. 1961-1965  arasında, ikinci bir gerçeküstücü grubun öncüsü olarak, çeşitli sergi ve incelemelerde bulundu. 1959'da İspanya`da Gerçeküstücülük Evi (Homage to Surrealism) adlı bir sergi düzenledi. Bu sergide Salvador Dalí, Joan Miró, Enrique Tábara ve Eugenio Granell gibi ünlü sanatçıların yapıtlarına yer verildi.       

 

 

 

/kyn: tuğrul asi balkır

Yorumlar
Ara
e la nave va  - Su Havası   |Editor |2008-09-14 14:28:32
avatar 1934'ün güzel yarıgününde
Hava görklü bir güldü barbunya rengi
Ve yaprakları sigara kâğıdından bir ağaçla başlardı orman
Ben içine dalmaya hazırlanınca
Çünkü seni bekliyordum
Ve benimle
gelirsen
Nereye olursa olsun
Gümüşün üzerine kazılı nakıştır ağzın
Yaygın ve kırık mavi tekerleğin durmadan yükselerek
Beni karşılamak üzere yarışıyordu tüm büyüler
Bir sincap yüreğime ak karnını
yaslamaya koşmuştu
Nasıl duruyordu orada bilmiyorum
Ama toprak suyunkilerden daha da derin yansılarla doluydu
Sanki kabuğunu parçalamıştı maden sonunda
Ve sen o korkunç değerli taşlar denizine
uzanmış
Dönüyordun
Çırılçıplak
Bir büyük donanma fişeği güneşinin içinde
İndirdiğini görüyordum ışınlılardan yavaş yavaş
Deniz kestanesinin kabuklarını bile oradaydım
Bağışla orada değildim ben
artık
Başımı kaldırmıştım ak kadifeden canlı
mücevher kutusu bı-rakıp gitmişti çünkü beni
Ve hüzünlüydüm
Yaprakların arasından gök parıldıyordu
bir yusufçuk böceği gibi katı ve dalgın
Kapamak
üzereydim gözlerimi
Birden birbirinden uzaklaşmış olan
korunun iki eteği devrilip yıkıldığında
Gürültüsüz
Uçsuz bucaksız bir inci çiçeğinin iki orta yaprağı gibi
Bütün geceyi içinde saklamaya
yeterli bir çiçek gibi
Şimdi beni gördüğün yerdeydim
Havada bir çan gibi duran kokuda
Değişen hayata dönmeden önce her gün yaptıklarınca
Zaman buldum dudaklarımı koymak için
Senin çam kalçalarına
Sadece kayitli kullanicilar yorum yazabilir!
.
Bu Yazıyı Favori Listenize Ekleyin. Bu makaleyi web sitenize alıntılayın. Bu Yazıyı Yazdır Bu Yazıyı Arkadaşına Gönder Bu Yazıyla Sitedeki Benzer Yazılar.. Bu yazıyı del.icio.us ta paylaş.

Üye Yorumları ()

Gönderilen yeni yorum yok

 
< Önceki   Sonraki >

Yazar Bilgileri

profile git
 :: Bu Yazıyı Gönderen
Üye Adı : e la nave va
Nerden : .
Beğeni : 7871
Yazarın : Profili
Yazara : Mail At
 :: Bu Yazarın Son Yazıları
Göç Edebiyat Dergisi
Kadıköy Underground Poetix
Özge Dirik-Vasiyet
Luis Bunuel
Erekte Şiir Manifestosu
  • ToplumDusmani.Net Ver.2
  • Yazı Veri Bilgileri
Toplumdusmani.Net V2

İpucusizde yazı ekleyebilirsiniz.

şimdi yazı eklemek için tıklayın..