| André Breton |
|
|
Gerçeküstücü akımın kurucularından Fransız şair, yazar, eleştirmen ve düşünür André Breton 19 Şubat 1896'da Normandiya'da Orne'da Tinchebray'de doğdu, 26 Eylül 1966'da Paris'te yaşamını yitirdi. Tıp ve psikiyatri okudu. Birinci Dünya Savaşı sırasında, gönüllü olarak askeri hastanede bir nöropsikiyatri koğuşunda çalıştı. Burada, anti-sosyal davranışlarıyla geleneksel sanat anlayışlarına karşı çıkan Alfred Jarry ve Jacques Vaché ile tanıştı. Alfred Jarry ve Jacques Vaché'nin düşüncelerinden oldukça etkilendi. Jacques Vaché, 24 yaşında kendini Seine nehrine atarak intihar etti. Vaché`nin savaş sırasında Breton ve başkalarına yazdığı mektuplar 'Savaş Mektupları' adı altında 1919`da yayınlandı. Bu kitap üzerine, Breton dört deneme yazdı. 1919'da Louis Aragon ve Philippe Soupault ile birlikte Edebiyat (Littérature) adlı dergiyi kurdu. Bu arada Dadacı Tristn Tzara ile ilişkiye girdi. 1924'te Gerçeküstücü Araştırma Bürosunu`nun kurucu öncülerinden oldu.Manyetik Çayırlar (Les Champs Magnétiques) kitabı ile otomatik yazı tekniği`ni uygulamaya geçirdi. 1924' te Gerçeküstücü Manifesto`yu yazdı ve Gerçeküstü Devrim dergisinin editörü oldu. Çevresinde kısa bir zamanda -Philippe Soupault, Louis Aragon, Paul Éluard, René Crevel, Michel Leiris, Benjamin Peret, Antonin Artaud ve Robert Desnos gibi- genç sanatçılardan bir topluluk oluştu. Arthur Rimbaud`un 'özgür sanat' anlayışını, Karl Marx`ın 'politik düşünceleri' ile birleştirmek için sabırsızlanan Breton, 1927`de Fransız Komünist Partisi`ne katıldı. Ancak,1933`te partiden atıldı. Geçimini işlettiği kendi sanat galerisinde sattığı tablolarla sağladı. Breton`un öncülüğünde gerçeküstücülük, tüm Avrupa'da ses getiren bir sanat anlayışı oldu ve döneminin tüm sanat dallarını etkiledi. Bu dönemin ürünü olan yapıtlarda, "insan algısının kökenleri ve insanın çevresindeki olaylara bakış açısı" sorgulandı. 1938'de Fransız hükümetinden aldığı kültürel-ekonomik destek ile Meksika`ya gitti. Bu durum, Breton`a Troçki ile tanışma fırsatı sağladı. Troçki ile birlikte Özgür Sanat Devrimi İçin (Pour un art révolutionnaire indépendent) adlı manifestoyu yazdılar. Ancak, manifesto, Breton ve Diego Rivera`nın isimleriyle yayınlandı; manifestoda, o dönemlerde olanaksız gibi görünen 'sanatta tam özgürlük' çağrısı yapılıyordu. Fransız hükümetinin çalışmalarından hoşnut olmayan Breton, 1941`de önce Amerika Birleşik Devletleri`ne ardından Karayip'e sığındı. Burada yazar Aimé Césaire ile tanıştı. Aimé Césaire'in Memleket`e Dönüş Defteri (Cahier d'un retour au pays natal) adlı kitabının 1947 baskısına önsöz yazdı. Breton, 1946'da Paris`e geri döndü ve Fransız sömürgeciliğine karşı 121`in Manifestosu`nu yazdı. Bu manifestoda, Cezayir Kurtuluş Savaşı`nı ele aldı ve ölene kadar bu konuda çalışmalarını sürdürdü. 1961-1965 arasında, ikinci bir gerçeküstücü grubun öncüsü olarak, çeşitli sergi ve incelemelerde bulundu. 1959'da İspanya`da Gerçeküstücülük Evi (Homage to Surrealism) adlı bir sergi düzenledi. Bu sergide Salvador Dalí, Joan Miró, Enrique Tábara ve Eugenio Granell gibi ünlü sanatçıların yapıtlarına yer verildi.
/kyn: tuğrul asi balkır
Üye Yorumu (1) |
|
![]()
14-09-2008 07:28, 1934'ün güzel yarıgününde Hava görklü bir güldü barbunya rengi Ve yaprakları sigara kâğıdından bir ağaçla başlardı orman Ben içine dalmaya hazırlanınca Çünkü seni bekliyordum Ve benimle gelirsen Nereye olursa olsun Gümüşün üzerine kazılı nakıştır ağzın Yaygın ve kırık mavi tekerleğin durmadan yükselerek Beni karşılamak üzere yarışıyordu tüm büyüler Bir sincap yüreğime ak karnını yaslamaya koşmuştu Nasıl duruyordu orada bilmiyorum Ama toprak suyunkilerden daha da derin yansılarla doluydu Sanki kabuğunu parçalamıştı maden sonunda Ve sen o korkunç değerli taşlar denizine uzanmış Dönüyordun Çırılçıplak Bir büyük donanma fişeği güneşinin içinde İndirdiğini görüyordum ışınlılardan yavaş yavaş Deniz kestanesinin kabuklarını bile oradaydım Bağışla orada değildim ben artık Başımı kaldırmıştım ak kadifeden canlı mücevher kutusu bı-rakıp gitmişti çünkü beni Ve hüzünlüydüm Yaprakların arasından gök parıldıyordu bir yusufçuk böceği gibi katı ve dalgın Kapamak üzereydim gözlerimi Birden birbirinden uzaklaşmış olan korunun iki eteği devrilip yıkıldığında Gürültüsüz Uçsuz bucaksız bir inci çiçeğinin iki orta yaprağı gibi Bütün geceyi içinde saklamaya yeterli bir çiçek gibi Şimdi beni gördüğün yerdeydim Havada bir çan gibi duran kokuda Değişen hayata dönmeden önce her gün yaptıklarınca Zaman buldum dudaklarımı koymak için Senin çam kalçalarına |
| Sadece kayitli kullanicilar bir Makaleyi yorumlayabilir. Lütfen ücretsiz üye olun veya giriş yapın. |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|



(0 Oylama)








