1975 La tête en ruines / Yıkılan Kafa 1978 La terre au ventre / Karındaki Toprak 1981 Canta Gitano / Çingene Şarkısı 1982 Corre Gitano / Çingene Kalbi 1982 Les princes / Prensler 1985 Rue du départ / Başlangıç Sokağı 1988 Pleure pas my Love / Ağlama Sevgilim 1990 Gaspard et Robinson / Gaspard ve Robinson 1993 Latcho Drom 1994 Mondo / Dünya 1997 Gadjo Dilo / Çılgın Yabancı 2000 Vengo / İntikam 2002 Swing 2004 Visions of Europe (”Paris By Night” bölümü) 2004 Exils / Sürgündekiler 2006 Transilvanya büyük bir ilgi ile izlediğim yönetmen tony gatlif’in 1948 yılında cezayir'de, endülüs kökenli bir çingene olarak doğduğu bilgisi dışında yaşamı hakkında derli toplu bilgiye ben ulaşamadım. ancak necati sönmez’e ait aşağıdaki yazı değerli yönetmen hakkında az da olsa fikir verebilir kanısındayım. onu tanımak için siz ne yapıp edip yukarıdaki filmleri izleyin en azından. ….. Tony Gatlif'in seyirciye acıklı öyküsünün yanında bir de Flamenko şöleni sunan filmi 'Vengo'...
Bu müzik ziyafetini bizim için katmerli kılacak bir sürpriz de vardı filmde. Müzikli-danslı sahnelerden birinde, müzisyenler arasında Kudsi Erguner ney çalarken çıkıyor karşımıza. Üstelik Erguner'in filme katkısı, bu sahnede birkaç saniye görünmekten ibaret değil; Sanatçı filmin müziklerinde pek çok parçaya neyiyle eşlik ediyor.Flamenkoyu neyle, tasavvufla, hatta finalde sema ayinleriyle uzlaştıran bu filme geçmeden önce Tony Gatlif'ten ve onun Etnik besin kaynaklarından söz etmek gerekir.
Filmlerini görmemiş olanlara yabancı gelebilecek, ama bir kerecik görenlerin kolay kolay unutamayacağı bir isim Gatlif. Kendisi Cezayir'de doğmuş Çingene asıllı bir Fransız... Çok kimlikli bir kökenden gelmesi, dolayısıyla bir nevi kimliksiz oluşu, sinemasına da yansıyor. Filmlerinde genellikle Çingenelerin yaşamına eğildi; aşklarını, müziklerini, acılarını, onları hedef alan ırkçılığı sergiledi. Onları acıma duygusundan ya da alaydan olabildiğince uzak bir yaklaşımla, onları idealize de etmeden, oldukları gibi yansıttı. Ne var ki, Emir Kusturica kadar şanslı -yoksa 'prezentabl' mı demeli?- olmadığı için filmlerinin ticari başarısı olabileceğin çok altında kaldı.
Bir coşku seli
Aynı zamanda müzisyen olan Gatlif'in filmleri, doğrudan seyircinin yüreğine seslenir. Perdede öyküyle birlikte duygular, bir coşku seli halinde akıp gider; sevinç mateme, sevgi kedere, şefkat öfkeye karışır ve hepsi birden müziğin içinde erir. Benim 'kült' filmim olan 'Gadjo Dilo', dinlediği bir şarkıdaki sesin sahibini bulmak üzere Bükreş yakınlarında bir Çingene köyüne gelen ve buradan bir türlü kopamayan Fransız delikanlının gözünden aktarır o insanları. Parisli kahramanımız sonuçta bir değil, birçok ses, birçok şarkı ile tanışır ve zamanla kendini onlardan biri gibi hisseder. Bir yanda öykünün içerdiği coşku, şiirsellik, hüzün ve erotizm, öte yanda Gatlif'in bizzat düzenlediği müzikler ve insanın kanını kaynatan oyun havaları... (1998 İstanbul Film Festivali'nde 'Çılgın Yabancı' adıyla oynayan bu muhteşem film ne yazık ki hiçbir dağıtımcımızın dikkatini çekemedi.)
Gatlif, daha önce çektiği 'Latcho Drom'da, aralarında Türkiye'nin de bulunduğu Romanya, Macaristan, Fransa, İspanya, Mısır, Hindistan gibi geniş bir coğrafyada Çingenelerin izini sürdü. Baştan sona diyalogsuz ve oyuncusuz gerçekleştirdiği bu destansı belgeselde, göçmenliğe yazgılı bir toplumun hikâyesini şarkılar ve danslarla aktardı. Doğrudan Çingeneleri ele almadığı zaman bile, yersiz yurtsuzluğu işledi Gatlif. Bunun en güzel örneği 'Mondo'da (filmin başrolünde Romanyalı bir Çingene çocuğu vardır), Mondo adında evsiz barksız bir çocuğun gözünden Nice'in sokaklarını anlattı. Gaipten gelen bu çocuk, kentteki balıkçıların, dilencilerin, dükkâncıların hayatına girdikten sonra finalde yine kayıplara karışır. Zil, şal ve gül...
Tony Gatlif, bu son filminde İspanya'nın güney kesimlerinde, Endülüs'te yine Çingeneler arasında geçen bir hikâye anlatıyor. Adı 'intikam' anlamına gelen 'Vengo'ya damgasını vuran başlıca iki kavram, Endülüs ve flamenko. Kızının ölümünü bir türlü kabullenemeyen ve kederini hafifletmek için müziğe sığınan bir adamın etrafında gelişiyor öykü. Ailenin reisi olan Caco, bir yandan kızının yasını tutarken, öte yandan kan davalı olduğu ailenin tehditlerine göğüs germeye çalışır. Feodal aile düzeni içinde, cep telefonları ve Mercedes arabalarıyla yaşamlarını sürdüren kahramanlarına, en 'kötüleri' dahil, eşit bir sevgiyle yaklaşıyor yönetmen ve seyirciyi 'seyirci' olmaktanh çıkarıp onların arasına katıyor. Arap ezgilerine bulanmış müzikleri, dansları, Endülüslü şarkıcı -Gatlif'in daha önce 'Latcho Drom'da tanıttığı- La Caita'nın muhteşem sesiyle film, perdeden salona doğru taşıyor. Yönetmen 'Vengo'yu şu sözcüklerle özetliyor: "Bir çığlık, bir şarkı, hayata, aşka, mateme ve kan diyetine dair bir ilahi."
Venedik Film Festivali, işte böylesine müzikal bir havada sona erdi. (Kapanış gecesinde, filmde rol alan müzisyenlerin Venedik sokaklarına taşıp bir cümbüş yapması bekleniyordu. Ancak ödül töreninden sonra 'hatırlı' konuklardan çoğu filmin gösterimine kalmayıp salonu terk edince, Gatlif buna bir hayli gücendi ve söz konusu sokak gösterisini iptal etti.) Festivaldeki gazeteci enflasyonu ve zaman darlığı nedeniyle, basın söyleşilerini normalde dörder-beşer kişilik gruplarla yapan Gatlif'le, biraz da şans eseri, Movie Time adlı kafenin Adriyatik'e bakan terasında özel bir görüşme yapma fırsatını bulduk. Gatlif'in Çingenelerle bu denli ilgili olmasının tek nedeni, o kökenden geliyor olması değil. Öncelikle 'O kültürü korumak' güdüsüyle hareket ettiğini, başlıca motivasyonunu buradan aldığını söylüyor. "Sadece öylesine film yapmak gibi bir amacım olmadı hiçbir zaman" diyor. "Kendimle onlar arasında bağ kurmakla birlikte, 'onlar'ın, yani Batılı ülkelerdeki Çingenelerin dünyasını anlatıyorum. Özel biri olduğumu düşünmüyorum, o yüzden kendimi anlatmak yerine pek çok senaryo yazarı gibi başka insanları anlatmayı tercih ediyorum. Ama sonuçta içimde hissettiğim şeyleri aktarıyorum tabii ki."
'Başlangıç Sokağı' (Rue du départ), 'Latcho Drom', 'Çılgın Yabancı'... Gatlif'in çoğu filminde öykü bir arayışın etrafında gelişir. Acaba film yapan biri olarak Gatlif'in arayışı neye dönük? Bu soruya tek bir sözcükle cevap veriyor: "İnsanlık..." Gerçekten de onun karakterlerinde her zaman masum bir taraf vardır. 'Vengo'da mafya kılıklı adamlar bile insani yönleriyle öne çıkıyor. "Çünkü gerçek olan bu" diyor yönetmen. "İyi ya da kötü diyebilirsiniz, ama hayatın gerçeği böyle. Ve gerç |