| Aristotales - Poetika |
|
|
| Yazı Index |
|---|
| Aristotales - Poetika |
| SANATLARIN AYRIMI |
| SANATIN KAYNAĞI |
| SANATIN NİTELİĞİ |
| TRAGEDYANIN TANIMI |
Sayfa 4 Toplam: 5
Poeitka’nın 1. bölümünde sanat “taklit” olarak nitelenir. Aristotales taklit ile kopya etmeyi kastetmez. Tragedya ile gerçek arasındaki ilişkide bulunan özellikleri şöyle sıralar; gerçeğe benzerlik, tipiklik, olasılık, ülküsellik. Tragedya hayatın tipik, akla uygun, genel ve olası yanını ele alır. Aristotales’e göre düşüncenin konusu varlığın kendisi ve oluşumudur. Varlık, sürekli gelişerek son varlığa erişmek ister. Sanat soyut güzellik ideasına somut gerçeklerden giderek varlığından dünyasal gerçeklerden kopmaz, onlara dönüktür.
Gerçeğe benzerlik: sanat eseri sanatçının zihninde meydana getirdiği izlenimleri yansıtırken, görünüşteki benzerliği korur ve böylece insan gerçeğini dışa yansıyışı ile aydınlatmış olur. Aristotales sanatın taklit konusu olarak “karakter, tutku ve hareketi” göstermiştir. Bunlar insanın dış görünüşüne yansıyan iç gerçeklerdir.
Tipiklik: yazar insanı önce belli bir tip içinde düşünür. Belli durumlarda genellikle nasıl davranıyorsa o şekilde bir davranış içinde gösterilmesini gerekli görür. Çünkü oyun kişisinin tipik yanı, aynı zamanda onun evrensel özelliğidir. Böylece özel olan, bireysel olan değil, genel olan, asal olan, evrensel olan gösterilmiş olur.
Olasılık: yalnız olaylar dizisi için değil, tüm tragedya öğeleri için geçerlidir. Eserde anlatılanlar sağduyumuza aykırı gelmemeli, akla yatkın olmalıdır. Aristotales, Poetika’nın 24. bölümünde “imkânsız olası, olası olmayan imkânsıza yeğ tutulmalıdır.” der.
Ülküsellik: Aristotales’e göre şair, şu üç şekilden birini taklit etmek zorundadır; 1) nesneleri nasıl idiyseler veya nasılsalar, 2) nesneleri mythoslara ya da inançlara göre nasılsalar yahut da, 3) nesneleri nasıl olmaları lazım geliyorsa o şekilde tasvir etmelidir.” Yani sanatçı gerçekleri olduğu gibi, bilindiği, inanıldığı gibi, istendiği gibi taklit edebilir. Tragedya insanları hayatta olduğundan daha iyi gösterir. Var olanı aşarak ülküsel olana yaklaşmak istenir.
Aristotales’in şiir sanatları içinde tragedya türünü yücelttiği görülür. Poetika’nın çıkış noktası, dram sanatları ile öteki sanatlar arasında bir karşılaştırma yapmaktır. Daha sonra bu karşılaştırma destan şiiri ile öteki sanatlar arasında yapılmıştır. Aristotales’e göre tragedya ile destan şiiri, ortalamadan üstün kişileri ele almaları bakımından benzeşirler. Ayrıca iki şiir türü de koşukludur. Fakat destan şiiri baştan sona tek koşukludur, tragedyada ise çeşitli bölümlerde birbirinden farklı koşuk türlerine yer verilir. Tragedyada olaylar güneşin bir dönümü süresince yani bir günde geçer, oysa destan şiirinde zaman sınır yoktur, istediği kadar uzatılabilir. Tragedyada bölümler birbirine zincirleme bağlıdır. Destan şiiri ise episodlardan oluşur. Destan şiiri bir kahramanın başından geçen tüm olayları anlatabilir ama tragedya yazmak için olaylar arasında bir seçme yapmak, birlik ve bütünlük elde etmek gerekir. Destan şiiri aynı anda oluşan çeşitli olayları iletebilir. Buna karşın tragedyada olaylar arasında bir seçim yapılır ve kısa bir süreye sıkıştırılır. Destan şiirinin sözünü anlatımla iletmesine karşın, tragedya göz önünde ve yoğun olarak canlandırır. Onun için tragedya daha etkilidir, görüntüsel etkisi ile zevk verir, bütünlüğü ve etkisinin yoğunluğu ile amacına ulaşabilmektedir.
. . . Bu Yazı İçin Yorum Yaz ...
Etiketler: tiyatro, aristotales, poetika, Sevda Şener, Tragedyanın İşlevi, Tragedyanın Öğeleri, Tragedya.
Üye Yorumu (2) |
|
![]()
30-01-2008 21:33, tiyatroyla ilgilenmene çok memnun oldum viola spoline ilişkin türkçe kaynak sıkıntısı çekiyorum yardımcı olursan sevinirim olumlu ya da olumsuz cevabını bekliyorum ![]()
02-02-2008 11:17, henüz içerik gelişimine başlamadık. ancak kısa bir süre sonra tiyatro ile ile ilgili geniş bir içeriğe sahip olacak sitemiz. |
| Sadece kayitli kullanicilar bir Makaleyi yorumlayabilir. Lütfen ücretsiz üye olun veya giriş yapın. |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|



(0 Oylama)









