THEATRE DE L’ABSURDE-Absürd Tiyatro ‘Absurd Tiyatro’ çok sık ve çoğunlukla da yerli yersiz kullanılan bir terim haline geldi. Bu terimle ne anlatılmak isteniyor? Böyle bir nitelemenin doğruluğu nasıl açıklanabilir? Belki de önce ikinci soruyu yanıtlamaya çalışmak daha yerinde olacak.Bu yaftayı kendilerine yakıştıran ne örgütlü bir hareket,ne de biy oyuncular okulu var ortalıkta.Bu nitelemeye göre sınıflandırılan birçok oyun yazarı,kendilerine Absurd Tiyatro kavramının içinde yer alıp almadıkları sorulduğunda,bunu şiddetle reddedeceklerdir ve bu konuda çok haklıdırlar.Çünkü bu bağlamda anılan oyun yazarlarının hiçbiri,dünyayı kendi kişisel kavrayışlarından daha az ya da daha çok ifade etme arayışında değildir. Yine de,duyarlık gerektiren bu tür kavramlar,yeni ifade biçimleri ve sanatta yeni yönelimler ortaya çıktığında yararlı bir işlev görürler.Ionesco,Beckett,Genet ve Adamov’un oyunları ilk kez sahnelendiğinde,izleyiciler kadar eleştirmenlerin çoğu da şaşkınlık ve tepki göstermişlerdi.Bu oyunlar yüzyıllardır tiyatroyu tiyatro yapan bütün ölçütleri yerle bir ettiler ve bu yüzden,tiyatroya iyi tasarlanmış bir oyun izlemeyi umarak gelen insanlara karşı bir kışkırtma gibi göründüler. İyi tasarlanmış bir oyundan,iyi gözlemlenmiş ve davranışları ikna edici karakterler sunması beklenir;bu oyunlar ise çoğunlukla tanımlanması güç karakterler ve anlamsız eylemleri içerirler.İyi tasarlanmış bire oyundan zekice ve mantıklı bir biçimde kurgulanmış,akıcı diyaloglarla izleyiciyi eğlendirmesi beklenir;bu oyunlardan bazılarında ise diyaloglar anlamsız eveleme gevelemelere indirgenmiştir.İyi tasarlanmış bir oyundan bir başı,gelişimi ve derli toplu bağlanmış bir sonu olması beklenir;bu oyunlar ise çoğunlukla rastgele başlayıp yine rastgele biterler.Tiyatro oyunlarının değerlendirilmesindeki geleneksel ölçütler göz önüne alındığında,bu oyunlar,berbat olarak nitelendirilmelerini bir yana bırakın,tiyatro oyunu adına bile layık görülmezler. Tüm bunlara karşın,garip de olsa bu oyunlar izleyici çekip kendilerine özgü bir etki ve hayranlık yaratabildiler.Önceleri bu hayranlığın sansasyonel olduğu,insanların Beckett’ın Godot’yu Beklerken’ine ya da Ionesco’nun The Bald Primadonna’sına,sırf partilerde bu oyunların yarattığı tepki ve şaşkınlık hakkında konuşmak moda olduğu için akın ettikleri söylendi.Ama böylesi bir sav bu türden bir iki oyun dışındakileri açıklamaya yetmedi ve benzeri Gelenek dışı oyunların başarısı giderek belirginleşti.Eğer uygulanamadıysa, bu durum varılmak istenen amaçların farklılığına,farklı sanatsal araçların kullanımına,kısaca bu oyunların farklı bir tiyatro geleneği yaratıp uygulayabildikleri gerçeğine bağlanmalıdır.Soyut bir resmin,perspektifinin ya da algılanabilir bir konusunun olmayışı nedeniyle yerin dibine batırılması ne denli saçmaysa,üzerinde konuşulacak bir olay örgüsü olmamasından ötürü Godot’yu Beklerken’i yadsımak da o kadar anlamsızdır.Mondrian gibi bir ressam çizgi ve karelerden bir bütünlük yaratırken doğadaki herhangi bir nesneyi betimlemek ve bir bakış açısı oluşturmak istemez.Aynı biçimde,Beckett da Godot’yu Beklerken’i yazarken bir öykü anlatmak niyetinde değildi.İzleyicilerin,oyunda ortaya konan sorunun çözümünü bilerek ve bunun sonucunda da doyuma ulaşmış olarak evlerine dönmesini amaçlamadı.Bu nedenle onu,hiçbir zaman kalkışmadığı bir şeyi yapmamakla suçlamak anlamsız olur ve bu bağlamda yapılacak en akılcı iş,onun neyi amaçladığını bulmaya çalışmaktır. Absurd Tiyatro yerimi,yaklaşım,yöntem ve gelenek benzerliklerinin,bilinçte ya da Bilinç altında yer etmiş ortak felsefi ve sanatsal önermelerin ve ortak bir geleneğin etkilerinin oluşturduğu karmaşık yapının bir tür entelektüel kısaltımı olarak anlaşılmalıdır.Böylesi bir yafta,olayın anlaşılmasına yardımcı olduğu ve bir Sanat yapıtının algılanmasına katkı sağladığı oranda geçerlidir.Dolayısıyla bunu bütüncül bir sınıflandırma olarak görmemek gerekir.Kesinlikle her şeyi kapsayıcı ya da bazı şeyleri dışlayıcı değildir.Bir oyun ancak bu tür bir nitelemenin ışığında anlaşılabilecek bazı etmenleri içerebilir.Öte yandan,aynı oyundaki başka etmenler farklı bir gelenekten kaynaklanıyor ya da ancak o gelenek bağlamında daha iyi anlaşılıyor olabilir.Örneğin Arthur Adamov Absrud Tiyatronun temek örneklerinden sayılabilecek birçok oyun yazmıştır.Ama şimdi bu yaklaşımı oldukça açık ve bilinçli bir biçimde yadsımakta,daha farklı ve gerçekçi oyunlar yazmaktadır. Martin Esslin,Çeviren:Hamit Çalışkan Absürd Tiyatro –İmge Yayınevi
Martin Esslin’in Absürd Tiyatro İçin Diğer Açıklamaları * Tüm insanlığın temel sorununu ortaya çıkarmak için, kendime benim temel sorunumun ne olduğunu, benim en yok edilemez korkumun ne olduğunu sormam gerekiyor. O zaman, tam anlamıyla herkesin sorunlarını ve korkularını bulacağımdan eminim. bu, gün ışığına çıkarmaya çalıştığım kendi karanlığıma, karanlığımıza giden yol. Bir sanat yapıtı insanın iletişim kurmaya çalıştığı-ve bazen iletişim kurulabilen-iletişim kurulamayan bir gerçekliğin anlatımıdır. Bu,onun paradoksu ve gerçeği. *Şurası çok açıktır ki böylesi bir düş kırıklığı, daha önceleri sıkı sıkıya sarılınan inançların böylesine çökmesi, yaşadığımız çağa damgasını vuran önemli bir özelliktir. Yaşamın anlamının kaybolması duygusunun toplumsal ve psikolojik nedenleri çok yönlü ve karmaşıktır: aydınlanma çağı ile başlayan ve 1880’lerde nietzsche’nin ‘tanrının ölümü’ kavramını ortaya atmasına yol açan dini inancın sönmesi; birinci dünya savaşı’nın etkisiyle toplumsal gelişimin kaçınılmazlığına olan inancın sönmesi, stalin’in sovyetler birliği’ni baskıcı bir diktatörlüğe dönüştürmesinden sonra marx’ın öngördüğü köktenci toplusal devrim umutlarının yitirilmesi, ikinci dünya savaşı sırasında hitler’in avrupa’ya hükmederken uyguladığı barbarlık, kitle kıyımı, soykırım ve bu savaşın ertesinde batı avrupa ve abd’nin zengin toplumlarının içine düştüğü manevi bunalımın yayılması. Şundan kuşku duyulmaz. birçok zeki ve duyarlı insan için, 20. yüzyılın ortasındaki dünya anlamını yitirip, bir şey ifade etmez hale geldi. önceden kesinlik taşıyan kavramlar çözülüp dağıldı. Umut ve iyimserliğin en sağlam kaleleri düştü. birdenbire insanoğlu kendisini ürkütücü ve mantıksız, tek sözcükle saçma bir evrenle yüzyüze buldu. Umudun bütün dayanakları, mutlak anlamın bütün açıklamaları birdenbire maskelerinden sıyrılıp karanlıkta ıslık çalan anlamsız hayallere, boş dedikodulara dönüştü.
|
|
|
"saçma" da yaşıyoruz.
Yazan:: motusanimicontinuus Tarih: 29-08-2008 11:44