Cumhuriyetin Kadın Şairleri Yazdır E-posta

Okunma Sayısı : 1865

Yayınlama yeri : Edebiyat, Türk Edebiyatı


GÜLSELİ İNAL (1947-)

İstanbul'da doğdu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji-Felsefe Bölümü'nü bitirdi.
Şiir Kitapları: Sulara Gönüllü Çağrı (1985), Lale Sesiydiler ve Yoktular (1987), Letoon (1989), Dans Natura (1991), Sif ve Gula (1992).
``Bir yanıyla doğayla, mitolojiye uzanan, varoluş sorunlarını araştıran, bir yanıyla ise doğal insani^ tutkuların peşinde mistisizmde uç veren bağımsız bir şiir yazıyor.'' (Mehmet H. Doğan, 1993)
Ahmet Necdet, Modern Türk Şiiri Yönelimler, Tanıklıklar, Örnekler Broy Yayınevi, Ekim 1993.


Bir Şey Var Benden Öte

Bir şey var benden öte
incimsi düzlüğünde denizin
biri dans ediyor
tutkun ve savruk
başını arkaya atışındaki soyluluk
tanrı bakışı bu
soysuz köhne
kör lalelerle, gecenin diplerine yapışan
bitiren
yeni bulunmuş maden
tıkanıyor kıyılar köpüklü dalgalarla
ona uçmak istediğimi söyleyin
kutsal varlıklara karşı
ayaklanacağımı da
sonsuz yüz değiştirimi ben
bir öncesinde tarihin
yeniden doğmak istediğimi
ne kılıklara geleceğimi
gündüz pencerelerine
ne otlar dikeceğimi bu ölümcül bahçelere
ne zehirli otlarla sevişeceğimi yeniden.






Sennur Sezer ( 1943)
________________________________________
1943 yılnda Eskişehir'de doğdu. İstanbul Kız Lisesi'nden mezun oldu. Taşkızak Tersanesi'nde çalıştı. Varlık Yayınevi'nde redaktörlük yaptı. Gazetecilik yaptı. Çocuk kitapları yazdı.

ESERLERİ
Siir Kitaplari:
Gecekondu (1964), Yasak (1966), Direnc (1977), Sesimi Ariyorum (1982),
Kimlik Karti (Secme Siirler, 1983), Bu Resimde Kimler Var (1986), Afis
(1991).

``Calisan bir genc kizin cevre ve kosullarla hesaplasmasi amacini guden
siirleri, zamanla bir iscinin dunyayi yargilayisi ve bir kadinin
dunyasini yansitan siirlere donustu.'' (Sennur Sezer, 1991)


Ahmet Necdet,
Modern Turk Siiri
Yonelimler, Tanikliklar, Ornekler
Broy Yayinevi, Ekim 1993.

Afiş, Uçuk Seçik Şiirler...

BAŞKALARININ ESKİSİNİ GİYENİN ŞARKI

Satın alınmış düşleri, bıkıp fırlattığınızda
Ardınıza bakmayın
Oradayım.
Ayışığında bir öpüşme düşü,
Eskitilmiş bir kadife bluz, sim işlemeli
Ve yenilenen balayı, dantel askılı
Yaramaz işime... ben üşüyorum.
Sıcacık bir şey gereken
Düşlerime.

Yarım bırakılmış çorba,
Geri çevrilmiş biftek ve "ihanet" yabancı bana
İnce topukları yaz takunyalarınızın.
Bana kalın, yıkanmayan dayanıklı
Akrabalar kadar tanıdık bir şey gerek
Rengi de, rengi de olmalı elbet
Yıpranmışlığımı örten.

Dokunduğumda çocukluğumu düşündüren
Gençliğim gibi sırrı açıklanmaz
Kumaşlar satılmaz çarşılarınızda.
Ağrılarıma göre tasarlanmadı giysilerinizin boyu.
Bir korkuyu tanırsınız yalnız.
yaşlanmak ve bırakılmak.
ben de çeşidi var,
Ama bitişmiyor sizinkilerle,
Sevgiden doğuyor çoğu.

Paramın yettiği bu tezgâhta
Satılan eksileriniz
Ellerim değdikçe soluk alıyor
Eskiyen siz misiniz?

Sennur Sezer




Melisa Gürpınar (d. 1941, İstanbul)
Türk şair, yazar.

Çamlıca Kız Lisesi ve Beyoğlu Ticaret Liselerini bitirdikten sonra bir süre İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi’nde öğrenim gördü. Öğrenimini İstanbul Belediyesi Konservatuarı Tiyatro Bölümü’nde sürdürdü. 1964 yılında konservatuardan mezun olduktan sonra tiyatro öğrenimine 1965-1967 yılları arasında Londra’da devam etti. Aynı dönemde, BBC Türkçe Servisi’nde kültür programları yaptı. İstanbul´da matbaa yöneticiliği, dergi yönetmenliği yaptı. Amatör ve profesyonel birçok tiyatronun kurucu üyesi oldu. Sonraları ise tiyatroyla ilişkisini eleştirmen olarak sürdürdü.
İlk yazısı 1959 yılında Vatan Gazetesi'nde yayınlanan şairin ilk şiir kitabı "Umut Pembeleri", 1962 yılında yayımlandı. 1975 yılında "Yeni Bir Gün Şarkısı" adı altında üç şiir kitabını bir arada yayımladı. 1981’de "Geceyarısı Notları", 1983’te "Ara Beni Sevgilim Sözcüklerin" İçinde ve "Yalnızlık Mevsimi", 1985’te "Yaz Mektupları" adlı şiir kitapları yayımlandı.
1990’da yayımlanan "İstanbul’un Gözleri Mahmur" adlı şiirsel öyküleri, Halil Kocagöz Şiir Ödülü’nü aldı. "Bir İstanbul Üçlemesi" olan bu çalışmanın ikinci parçası, "Yeni Zaman Eski Hayat" adlı bir oyun olarak 1993’te basıldı ve o yıl sahneye konulup oyun yazarlığı dalında Avni Dilligil Ödülü’nü aldı.
1992’de "Çocukluğum ve Ölümüm" adlı şiir kitabıyla, "Uçup Giden Kent" adlı çocuk romanı yayımlandı. 1997’de "Okul Arkadaşım" adlı gençlik romanı ve 1998’de "Salkımsöğütlerin Gölgesinde" adlı düzyazı şiir kitabıyla, "Kitap Benim Kanadım" adlı çocuklar için yazılmış şiirsel bir anlatı kitabı da yayımlandı.
1999’da, "Her Harf Bir Melek" adlı şiir kitabı yayımlanan şair, 2003 yılında "Ada Şiirleri" adlı kitabıyla Cevdet Kudret Edebiyat Ödülü'nü kazandı. Türkiye Yazarlar Sendikası ve PEN üyesi olan şair, halen İstanbul'da yaşamakta

Gözyaşıyla Söner mi Yangın

gözyaşıyla söner mi yangın
ey ölüm
ben ne aptalım
okunur mu yolladığım mektup
tutuşmuş bir kalemle yazdığım

dağıldı oyuncak atımın boncukları
bütün çeşmeleri kurudu sokağımın
kapladı göğün yüzünü
kara bir örümceğin ağı

halden anlar mı acaba güneş
ama o hiç sokak çocuğu olmadı
uyumadı kaldırımda
farelerle yanyana
şair de olmadı hiç
beyaz ince bir dizeyle
bağlanmadı ay ışığına

bütün sayfaları uçtu hayatımın
sonunda mürekkebimle sulandı
ortanca saksıları
bir de sözlüğü olacaktı aşkın
sanırım eskiciye satıldı
ya kentim
daha yeni doğmuştu
acaba çingeneler mi çaldı ey ölüm
ben çok aptalım
arıyorum boş yere
kendi küllerime gömdüğüm ışığı






DİDEM MADAK
Şair.


1970 doğumlu. Lise eğitimini İzmir'de tamamladı. Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. Ruhunu ütüsüz ve buruşuk gezdirmeyi sevdiğinden hiçbir zaman yeterince "düzgün insan" olamadı.

Şiirleri Ludingirra, Öküz ve Sombahar'da yayımlandı.
Asuman Kafaoğlu-Büke (1959, İstanbul), Eleştirmen
Türkiye’deki ilköğreniminin ardından, babasının diplomatik görevle gittiği Cenevre-İsviçre’de, College Calvin lisesinde orta öğretimini tamamladı. 1980-84 yılları arasında Amerika’da California State University, Long Beach üniversitesinin Felsefe bölümünden mezun oldu. Türkiye’ye döndükten sonra, ODTÜ’de yüksek lisansa başladı ve önce ODTÜ’de, sonra da Boğaziçi Üniversitesi Felsefe bölümünde öğretim görevlisi olarak çalıştı.
İngilizce ve Fransızca’dan çeviriler yaptı. John Updike’ın “S.” adlı romanının çevirisi 1992 yılında Yapı Kredi Yayınları tarafından basıldı. Vikram Seth’in “An Equal Music” (“Maggiore Dörtlüsü”, 2000) adlı romanını Türkçeye çevirdi.
1996-2004 yıllarında düzenli olarak TRT İstanbul Radyosu – Radyo III için klasik müzik ve edebiyat programları hazırladı. Ayrıca 1996 yılında bir yıl boyunca “Mitoloji ve Müzik” adlı bir programı Açık Radyo için hazırlayıp sunmuştur.
2002-2003 yıllarında dört sömestr boyunca İstanbul Üniversitesi Dramaturji bölümünde “Platon’dan Günümüze Estetik Kuram” dersleri vermiştir. 2003-2004 ders yılında, Bilgi Üniversitesi Müzik Bölümünde, yüksek lisans öğrencilerine “Sanat Felsefesi” dersleri vermiştir.
2001 yılı Ocak ayından beri, Cumhuriyet Gazetesi Kitap Eki’nde “Yazın Sanatı” başlığı altında her hafta edebiyat eleştirileri yazmaktadır

Siz Aşktan N'anlarsınız Bayım?

Çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca
Alt katında uyumayı bir ranzanın
Üst katında çocukluğum...
Kâğıttan gemiler yaptım kalbimden
Ki hiçbiri karşıya ulaşmazdı.
Aşk diyorsunuz,
Limanı olanın aşkı olmaz ki bayım!

Allah'la samimi oldum geçen üç yıl boyunca
Havı dökülmüş yerlerine yüzümün
Büyük bir aşk yamadımhayır
Yüzüme nur inmedi, yüzüm nura indi bayım
Gözyaşlarım bitse tesbih tanelerim vardı
Tesbih tanelerim bitse gözyaşlarım...
Saydım, insanın doksan dokuz tane yalnızlığı vardı.
Aşk diyorsunuz ya
Ben istemenin allahını bilirim bayım!

Çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca
Balkona yorgun çamaşırlar asmayı
Ki uçlarından çile damlardı.
Güneşte nane kurutmayı
Ben acılarımın başınıevcimen telaşlarla okşadım bayım.
Bir pardösüm bile oldu içinde kaybolduğum.
İnsan kaybolmayı ister mi?
Ben işte istedim bayım.uzaklara gittim
Uzaklar sana gelmez, sen uzaklara gidersin
Uzaklar seni ister, bak uzaklar da aşktan anlar bayım!

Süt içtim acım hafiflesin diye
Çikolata yedim bir köşeye çekilip
Zehrimi alsın diye
Sizin hiç bilmediğiniz, bilmeyeceğiniz
İlahiler öğrendim.
Siz zehir nedir bilmezsiniz
Zehir aşkı bilir oysa bayım!

Ben işte miraç gecelerinde
Bir peygamberin kanatlarında teselli aradım,
Birlikte yere inebileceğim bir dost aradım,
Uyuyan ve acılı yüzünde kardeşimin
Bir şiir aradım.
Geçen üç yıl boyunca
Yüzü dövmeli kadınların yüzünde yüzümü aradım.
Ülkem olmayan ülkemi
Kayboluşumu aradım.
Bulmak o kadar kolay olmasa gerek diye düşünmüştüm.
Bir ters bir yüz kazaklar ördüm
Haroşa bir hayat bırakmak için.
Bırakmak o kadar kolay olmasa gerek diye düşünmüştüm.

Kimi gün öylesine yalnızdım
Derdimi annemin fotoğrafına anlattım.
Annem
Ki beyaz bir kadındır.
Ölüsünü şiirle yıkadım.
Bir gölgeyi sevmek ne demektir bilmezsiniz siz bayım
Öldüğü gece terliklerindeki izleri okşadım.
Çok şey öğrendim geçen üç yıl boyunca
Acının ortasında acısız olmayı,
Kalbim ucu kararmış bir tahta kaşık gibiydi bayım.
Kendimin ucunu kenar mahallelere taşıdım.
Aşk diyorsunuz ya,
İşte orda durun bayım
Islak unutulmuş bir taş bezi gibi kalakaldım
Kendimin ucundaöyle ıslak,
Öyle kötü kokan,
Yırtık ve perişan.

Siz aşkı ne bilirsiniz bayım
Aşkı aşk bilir yalnız!







İnci Okumuş ( 1971)
________________________________________
1971 yılnda Kahramanmaraş'ta doğdu.Lisansına devam etmedi (ziraat fak.1991). Kalite Yönetim Sistemleri ve Proje Yönetim Mentorlüğü üzerine eğitim aldı.

T.R.T GAP Radyosu’nda edebiyat proğramına makale ve şiirleriyle katkıda bulundu . (1991-1992) Türkiye geneli düzenlenen şiir şölenlerinde tertip heyetinde görev aldı.

Çeşitli yerel gazetelerde köşe yazarlığı yaptı.Şiirlerini; çeşitli kültür , sanat ve edebiyat dergilerinde neşretti.Yazım hayatına devam etmektedir.

Özel bir şirkette Genel Müdür olarak görev yapmakta olan Okumuş evli ve iki çocuk annesidir.
Türkiye Yazarlar Birliği üyesi.
Pek çok sosyal dernekte faaliyetlere katılmaktadır.

ESERLERİ: Şiir/Düğün gönüle kurulur/Dolunay yayınları 1999

Gözyaşındır gülüşüme düşen

A- Adın Âişe'dir
Tebessümün, huma

Yokluğunda ıslanmış çocuk gözlerinden
Haşre dek sana yazılan bir zeyl düştü anne
Öksüzlerin üşüyen gecelerinde adın
Sensizliğe sarılmış
Sıcacık bir düştü anne

Ey adı bahta yoldaş olan
Gönül dağlarımda bu ses kimin?
Ne zaman toprağa ana diye değse ellerim
Çiçek çiçek kokunla bezeklenirim
Sesin candır yorgun yüreğime,
sesin kemâl Cümlesine mühürlenirim

N- Adın muhabbet, gülerken
Ağlarken, şefkat

Öksüzlük göç etsin bir yana
Adın görünsün
Açılsın ; kilitli defterler
Sensiz şiirler sürülsün
Mecnun bırakıp Leyla'sını adınla yürüsün anne
Derun zahir olsun
Küssün ateşler, su boğulsun
Damladıkça gözlerin cehennemler söner anne

Uykularım sıla kokar yanımda yoksan
Düşmesin diye yıldızlar, yine göğü tutsan
Bin bir ırmak olurum damarlarımda aksan
Seni görürürüm hangi coğrafyaya baksam
Pusulama senli bir yön düştü anne
Vahye giren hatırın uğruna
Sana cennetten yer düştü anne

N- Güzelliğin Fâtıma'dır
Gözlerin, ilkbahar

Haşre dek sürecek sevdadan saçlarına
Kafiyesiz aklar düştü anne
Güzelliğin değdi dudak kırlangıçlarıma
Gözlerin, şebnemine değdiğim
Serin bir düştü anne

Okuduğun Yasîn edasına
Hıçkırır gibidir melekler
Göğü tutarken sen, kabul olur dilekler
Gönül atlasında bugün
Şehrayin oldun anne
Irmaklar yurt tutmuş havzasında gözlerinin
Gözlerini Nil'den mi doldurdun anne?
Sana köşkler düşlerken ebedî
Cennete sokuldun anne

Sevgin süresiz bir yangın
Ateşi vazgeçilmez kılan
Üflüyor, yakıyor ey
Nerde bu ateşi yakan?
Vakit hasret vaktidir sana
Senli düşlerim serkeş çiçek yağmuru
Düşsem; derin uçurumlara
Bilirim uçurumlar yüreğinle dolu
Gözlerin bir çift güvercin,gülünce anne
Gökler titrer
Ellerin arşa değince anne

E- Yüzün miraç, varana
Adın hüzün, anlayana

Vaktidir acılarla kavileşmenin
Dağlar sesinin güftesi olmakta
Bitimsiz yağmurlar düştü gözlerine
Canım katre katre senden dolmakta
Hiç bitmemiş şiirlerde sana
Yaşamaktan öte bir yer düştü anne
Bembeyaz örtünle mütevekkil
Miracına melekler koştu anne

Gözyaşındır gülüşüme düşen
Sütün gibi, hakkını helal etsen
Yakıp kavuruyor zaman
Doruklarından kar gönder anne
Kolların cennet selvisinden bir dal
Beni gölgene al
Beni gölgene al anne






Bejan Matur ( 14.09.1968)
________________________________________
14 Eylül 1968 tarihinde Maraş'ın Pazarcık ilçesi Maksutuşağı köyünde doğdu. Ortaokul ve liseyi Antep'te okudu. Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi.

Şiirleri Adam Sanat, Defter, Ekin Belleten ve Yazıt dergilerinde yayımlandı.
Bir konuşmanda; literatürde Orta İç- Toroslar olarak nitelendirilen Maraş bölgesinde yaşayan farklı etnik toplulukların gerçekte hiç bir zaman tam olarak kaynaşamadıklarını, dahası adeta bir yama gibi durduklarını ve birbirlerini birer "yabancı" gibi gördüklerini söylüyorsun. İlginç bir gözlem bu. Buna ilişkin düşüncelerini biraz daha temellendirebilir misin?
Maraş Türkiyedeki çoğu yer gibi çeşitli farklı gurupların yan yana karışmadan yaşadığı bir şehir. Tarihsel birkimi etnik köken anlamında Türk,Alevi-Kürt ve Ermenilerden oluşuyordu. Ermenilerin tehçir edilmesiyle bölgeye yerleştirilen en önemli iki gurubu kafkasya kökenli Çerkes ve Çeçenler,Balkan kökenli adına "muhacir" dediğimiz topluluklar oluşturuyor. Birbirlerine karışmadıkları doğru, fakat bu sadece Maraş'a özgü bir durum mu emin değilim. Türkiyenin pek çok yerinde bu böyle. Diğer yandan Maraş'taki Alevi-Sünni karşıtlığını bugün dahi belirleyen tarihsel neden şöyle yorumlanabilir: Şah İsmail-Yavuz Selim karşılaşması. Yani Dulkadir oğulları beyliğinin yönetiminde Türk yoğunluklu Maraş'a Şah İsmail'in ordusuyla yürümesi o bölgede yarı göçebe halde yaşayan (yasak kelime kullandınız)alevi aşiretlerine bir bilinç kazandırıyor. Bugün hala o bölgede benimde aralarında büyüdüğüm aşiretlerde bir İran şii etkisi görülüyor. Alevi deyişlerinin çoğunda şiir teolojisinin izleri sürülebilir. Bu keskin ayrımın etkileri bugün de alevilerin sünniler karşısındaki konumunu belirliyor.

HER KADIN KENDİ AĞACINI TANIR

Sana geldiğimde
Kanatlarını,
Siyah taşlarla örülmüş
O ıssız şehrin üzerinde açacak,
Bulduğum bir ağacın dallarına tüneyecek
Ve acıyla bağıracaktım.

Her kadın kendi ağacını tanır.

Uçtum o gece.
Karanlığın girmeye korktuğu şehri geçtim.
Gölge olmayınca ruh yalnızdı. Uludum.






Lale Müldür
________________________________________
Lale Müldür 1956'da Aydın'da doğdu. Liseyi Robert Kolej'de bitirdi. Şiir bursu alarak Floransa'ya gitti. Türkiye'ye geri dönerek birer yıl ODTÜ Elektronik ve Ekonomi bölümlerine devam etti. 1977'de İngiltere'ye giderek Manchester Üniversitesi Ekonomi Bölümü'nden lisansını; Essex Üniversitesi Edebiyat Sosyolojisi Bölümü'nden master derecesini aldı. 1983-1987 yılları arasında Brüksel'de yaşadı.

İlk şiirleri 1980'de Yazı ve Yeni İnsan dergilerinde çıktı. Gösteri, Defter, Şiir Atı, Oluşum, Mor Köpük, Yönelişler, Sombahar dergilerinde birçok şiir ve yazısı yayımlandı; şiirlerinden bazıları bestelendi ve filmlerde kullanıldı.

ESERLERİ

Voyıcır II (Ahmet Güntan'la birlikte, 1990), Kuzey Defterleri (1992), Buhurumeryem (1993), Uzak Fırtına (1988), Seriler Kitabı (1991) ile Divanü lügat-it-Türk (1998) adlı kitapları bulunuyor.

Şiirlerinden bir seçki 'Water Music' adıyla Dublin'de yayımlandı (Poetry Ireland, 1998). Fransız ressam Colette Deblé'nin resimleri üzerine yazdığı şiirlerse Fransız Enstitüsü'nden 'Yağmur Kızı Böyle Diyor' adıyla Fransızca olarak yayımlandı. Bir dönem Radikal gazetesinde yazdı; yurt dışındaki birçok toplantıya Türkiye'yi temsilen katıldı.

Destina / Lale Müldür

Dün gece sen uyurken
İsmini fısıldadım
Ve hayvanların korkunç
Öykülerini anlattım

Dün gece sen uyurken
Çiçeklere su verdim
Ve insanların korkunç
Öykülerini anlattım onlara

Dün gece sen uyurken
Yüreğim bir yıldız gibi bağlandı sana
İşte bu yüzden, sırf bu yüzden
Yeni bir isim verdim sana
Destina

Sen öyle umarsız uyusan da bir köşede
İşte bu yüzden, sırf bu yüzden işte
Yaşamdan çok ölüme yakın olduğun için
Seni bu denli yıktıkları için
Yaşamımın gizini vereceğim sana.
   
Bu Yazıyı Favori Listenize Ekleyin

Anahtar kelimeler : Türk Edebiyatı, Cumhuriyetin Kadın Şairleri


Okuyucu yorumları  
 

Ortalama Üye Değerlendirmesi

   (0 Oylama)

 

Yorum Sayısı: 4 / 4

ismet özel'den

Yazan:: ela Tarih: 13-02-2008 08:55

KADIN ŞAİRLER AŞKTAN 
BAHSETTİKLERİ ZAMAN 
 
Kadın şairler aşktan bahsettikleri zaman 
Mangalın küle mahcubiyeti artar 
Divitlerin ucu eğrilir akıtmaya başlar hokkalar 
Ayırır denizin kibrini bin parçaya ünlü keman  
 
Donup kalır kadın şairler aşktan bahsettikleri zaman 
Kefesi kibrit çöpü hissiyle ağdırılan terazi 
Duyulur arş-ı âlâda ipsiz birinin çürümüş tahta perdelere 
Attığı yumruk tangır tungur 
 
Kala kalır açık kalır tentürdiyot şişesinin kapağı 
Kadın şairler aşktan bahsettikleri zaman 
İşitmek istemezsin çığlık istemezsin ah ü enîn 
Nedir bu dersin ciyak ciyak 
Sırası mıydı şu öğle vakti. 
 
Kadın şairler aşktan bahsettikleri zaman 
Kilidiyle kırk yıldır nikâh altında kalan defter yanar 
Kilit kalır nikel kilit alevlerin büktüğü nikel kilit 
Kadın şairler aşktan bahsettikleri zaman 
 
Kadın şairler aşktan bahsettikleri zaman 
Akvaryuma dalıp gitmek sırası bir türlü bize gelmez 
Biblonun boyasındaki çatlağı fark ederiz 
Kadın şairler aşktan bahsettikleri zaman 
Bir bahane uydurup baklacılar konserine gitmeyiz.

 

Betül Tarıman

Yazan:: ela Tarih: 21-02-2008 06:02

Betül Tarıman,7 Eylül 1962'de Edirne'nin Keşan İlçesinde doğdu. İlk ve orta öğrenimini 
Anadolu'nun çeşitli kentlerinde tamamladı. Hacettepe Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü'nü bitirdi. İlk şiiri Ağustos 1992 tarihli Kıyı dergisinde çıktı. Şiirlerini 
ve yazılarını Varlık,Gösteri,Şiir Odası, Yeni 
Biçem, Edebiyat ve Eleştiri, Son Kişot, İnsan, Bahçe başta olmak üzere çeşitli dergilerde yayınlandı. Şiirlerle Fotoğraf sergisi açtı. 
 
Kurduğu şiir atölyesinde şiir çalışmalarını  
sürdürdü. Şair ve yazar Rıfat Ilgaz anısına 2001 yılından bu yana şiir dalında verilen Şiir ödülü'nün kurucusu oldu.  
 
Dünya Yerel Yönetimler ve Demokrasi Akademisi 
(WALD) tarafından Mahalleleri ve Muhtarlıkları 
Güçlendirme Projesi kapsamında kurulan Kastamonu Mahalle Evi'nde sanat danışmanlığı 
yaptı. Cumhuriyet Kitap ekinde kitap tanıtımları yapıyor. 
 
Kitapları: Ay Soloları (1995), Üzgündü Kırlar 
(1996), Kardan Harfler (2000), Güle Gece Yorumları (2002), Yol İnsanları(2004) 
 
 
 
NEYZEN 
 
söyleyip gideceğim buradan 
kendimi nasıl bir candan silip gittiğimi  
beni kendime sevdiren söz  
beni dertten korusun  
kavuşmasın üzerime hallacın elleri  
ömrüme uzak olsun  
hayat sen öne geç ölüm arkaya  
bir başlangıç biriktir  
kimsesizliktir uzatır ölümün ipliğini  
ele geçirilmiş hayatta üç nefeste çalar sur  
çalsın hem ne olacak dün neysen şimdi de osun  
dedi yürüdü neyzen  
yürüdüm ifadenin ortasında kalpten bir yara didem  
yani dünün biçimlendiği bir el hep aynı nezakete uzamış  
değil tam on iki parmağı var on iki günde on dört ay  
bereketsiz toprakmış yılda dört kez kendine batıp çıkıyor  
batsın! sanki doğmuşum gibi ondan  
haydarabat'tan zordu güç okunurdu yüzün diyor  
and olsun ki kendime gideceğim  
kalmaya geleceğim kendime bıraktığım yerden  
söz de yorulacak derdime kapanmaktan  
bir cam kırığı ıssızlık olsa ne fark eder  
ne zaman şehla olduğumu söylesem  
kimsesizliktir doğumun eşiğinde  
uzatır derinliğin sesini üfler içime neyzen

 

dingin

Yazan:: ela Tarih: 17-03-2008 19:20

bu siteye geldiniz. önce bu sayfayı açın ve başka bi sayfa yahut sekme açıp oradan devam edin okumalarınıza. ve dinleyin...

 

Naime Erlaçin

Yazan:: ela Tarih: 20-03-2008 15:36

1946 Adana doğumlu. 40 yıldır Ankara'da yaşıyor. Evli; bir çocuk ve bir torun sahibi. -68 kuşağı mensubu. Sosyolog, BS -68  Sosyal Bilimler Fak. - ODTÜ Şehir ve Bölge Planlaması, MS -78- Mimarlık Fak.  ODTÜ. 40 yılı aşkın bir süredir resim yapıyor; özellikle soyut akrilik. Sergilerinde resim satma; diğer bir deyişle 'çocuklar'ından ayrılma fikrine alışamadığı için artık sergi açmıyor!... Klasik Batı Müziği (özellikle piyano edebiyatı) ve türkü tutkunu olup iflah olmaz bir hayvan severdir. İç barışı fazlasıyla önemser. Asıl işi yazmak, okumak ve düşünmektir. 2003 yılının başına kadar ürettiği siyasi, sosyal, ekonomik ve 'gönül karalamaları' dediği insan içerikli yazı ve denemelerin yanı sıra şiiri bir hobi olarak algılarken, bu uğraşısına artık gönül verdiğini fark etmiştir. Şimdi yazıyor. 
 
 
 
 
 
...Gürz Ve Kadeh... 
 
 
tuğraya vurulmak içindi harf  
 
bir elde sevda kadehi  
ötekinde gürz  
tökezleyerek yürüdüler hikayenin içinden  
 
kader yırtığı alnında alevlenen  
yıldız ateşiyle dağlanmış risaleyi arardı gök  
sadakati anlatırdı bir çingene şavkıyan dolunaya  
ve yılmazdı kadeh hiç  
çoğulluk bahşeden çeliğin gücünden  
 
bir sevda baktı fincana  
rengini arayan tekilliğine hummalı öykünün  
bir o bildi  
tayftan akseden yakıcı hüznü  
 
gürz dahi beller susmayı zora gelirse  
eridi günlerden bir gün  
dikenin erkinde tutuşan ölümsüz güle benzedi aşk  
remiller açtı taç yaprakları yalnızlık hicretine  
çingenesi tef çalarken haymatlos kadehinde  
 
ağlardı biri ters akışında suyun  
biri tuğraya küstü  
mısra kayıptan hallice  
 
sustum ki cehennem!  
ayrılık mahkumu bir sürgüne dönüştü hikaye  
 
 
(17 Mayıs 2005) - ' 6. Dekad ' Dosyasından. 
(2006 Yeni Şiirler Antolojisi - S'İMGE Yay.)

 

Yorum Sayısı: 4 / 4



Yorumunuzu ekleyin
Sadece kayitli kullanicilar bir Makaleyi yorumlayabilir. Lütfen ücretsiz üye olun veya giriş yapın.
 
< Önceki   Sonraki >

Yazar Bilgileri
Üye Adı : admin
Nerden : Antalya
Beğeni : 1738
Yazarın : Profili
Yazara : Mail At
Yazar İmzası
amazonların mevkili kadını hippolita sağ memesini keserken, atabileyim daha iyi ok diye, gözünden akıtmadığı bir damla yaşı yüzyıllar sonra, dante'nin cehennemine dönen dünyanın onlarca yerine saçtı. gözyaşı kana, kan egoya bulandı. kırmızıyı siyaha çeviren kıskanç pençeleri hırsın, hippolitanin kesilmiş memesini kavradı ve avuçlarının şehvetine bulayıp ortadoğu, balkan, asya, afrika topraklarına, anadolu dağlarına firlatıp attı. canhıras feryatlı adam otları büyüdü bereketli topraklarda. kesif kan kokusu ağır havada. yazık size de, bize de, onlara da..
Bu Yazarın Son Yazıları
Aforoz
Acemaşiran Makamı
Abdülhak Şinasi Hisar
Abdülhak Hâmit Tarhan
Yabancılaşma ve Kişisel Kimlik
Varlığın Yapısı - Lucretius Carus
Ütopya
Üstün Irk Var mıdır
Umberto Eco-Ortaçağ Estetiğinde Sanat ve Güzellik
Tortu Olarak Beden
Siteye yazı gönder..   Kendi sayfalarınızı oluşturun..   Bize Ulaşın..    Sitede arama yap..    Forum ayarlarınız..    Profil ayarlarınız. Resim Yükle    Özel mesajlarınız..    Siteye link ekle..    Siteye üye ol..    Bu siteyi anasayfan yap..    Bu siteyi favorilerinize ekleyin..




Bu Yazının Okunma Sayısı: 1865
Başlık : Cumhuriyetin Kadın Şairleri  Nedir ? Cumhuriyetin Kadın Şairleri nedir, Cumhuriyetin Kadın Şairleri nedir, Cumhuriyetin Kadın Şairleri kimdir, Cumhuriyetin Kadın Şairleri ne demek, Cumhuriyetin Kadın Şairleri hakkında bilgi, Cumhuriyetin Kadın Şairleri anlamı nedir, Cumhuriyetin Kadın Şairleri tanımı, Cumhuriyetin Kadın Şairleri örneği, Cumhuriyetin Kadın Şairleri nerede, Cumhuriyetin Kadın Şairleri türleri, Cumhuriyetin Kadın Şairleri ne zaman ???
Etiketleri : Türk Edebiyatı | Cumhuriyetin Kadın Şairleri