| Garipçiler Kimlerdir |
|
|
Garip Akımı;
1-Vezin ve kafiyeye karşı çıkmışlardır
2-Günlük konuşma dilini şiire uygulamaya çalışmışlardır
3-Mecaza,süse ve suniliğe karşı çıkıp;yalnızlığa önem verdiler
4-Halk şiirinin anlatım ve deneyimlerinden faydalandılar
5-O güne kadar şiirimizde kullanılmayan bir takım sözcükleri kullandılar
6-Sıradan insanlar şiire konu olmuştur.
7-Yaşama sevinçlerini fazlasıyla şiire yansıtmışlardır
8-Kaynağını batı şiirinden alan Garip akımı eskiye ait olan her şeyin karşısında
olup özellikle şairane söyleyişin karşısında olmuşlardır.
9-Şiirde söz ve anlam oyunları bırakılmıştır.
Ama Orhan Veli’nin kendisi de kitabının ikinci basımında sanat anlayışını gözden
geçirmek gereğini duyacaktır. Özellikle şiirsel gelenek, biçim konularında daha
esnek bir tutuma girmiştir. Nitekim ikinci kitabı Vazgeçemediğim’den (1945)
başlayarak şiirini değiştirdiği görülür. “Kimi şiirlerde akıl çizgisinden duygu
çizgisine kayılır, mizah ve şaşırtma bırakılır, yer yer uyağa ve sıfata
başvurulur, sözcük tekrarlarından, müzikten yararlanılır. Hepsinden önemlisi,
halk şiirinin dil ve deyişine özenilir” (Asım Bezirci). En ilginç gelişme ise
özdedir: Toplumcu şiire yaklaşır Orhan Veli de.
Garip akımı, gerek ilk yıllarında, gerekse sonraları, değişik sanat
anlayışlarına bağlı olanlarca değişik biçimlerde değerlendirilmiştir. Geleneğe
bağlı olanlar, Orhan Veli ve arkadaşlarını şiiri ayağa düşürmekle suçlarken;
toplumcular, Garipçileri, toplumcu şiiri engelleyen, yozlaştırmayı amaçlayan ve
küçük burjuva duyarlığını geliştirmeye çalışan bir devinimin başlatıcısı olarak
gördüler. Yazın tarihçileri ise, Garip akımını genellikle yeni şiirin başlangıcı
saydılar.
Bugün de bu tutumların pek değiştiği söylenemez. Ama nesnel bir
değerlendirmeyle, Garip deviniminin Türk şiirinin gelişim sürecinde önemlice bir
yeri olduğunu söylemek gerekmektedir. Orhan Veli ve arkadaşlarının “serbest
nazım” anlayışıyla şiirler yazmaları, bu alanda en çok Nurullah Ataç’tan destek
görmeleri sanatın siyasal dışı tutulması eğiliminin iktidarca da desteklenmesi
sonucudur. Türk şiiri yeni biçim ve söyleyiş olanaklarıyla zenginleştirilmiş,
sokaktaki insanın duyarlılığına açılmıştır.
Garip Akımının Şairlerinin hayatlarını,eserlerini ve birer şiirini görelim
Üye Yorumu (2) |
|
![]()
16-03-2008 16:29, 1941'de yayınlanan garip başlıklı eserde şiirleri toplanan Orhan Veli Kanık, Melih Cevdet Anday, Oktay Rıfat üçlüsü. Özellikleri: Edebiyatta biçimciliğe, duygusallığa karşı çıkıp söyleyiş güzelliğini temel saymaktır. 1950-1986 yılları arasında isimleri en çok duyulan ve okunan roman ve hikâyeciler şöyle sıralanabilir: Halide nusret Zorlutuna, nihal Atsız, Safiye Erol, Tarık Dursun K., Atilla İlhan, Yaşar Kemal, Orhan Kemal, Kemal Tahir, Tarık Buğra, Mustafa Necati Sepetçioğlu, Firuzan, adalet Ağaoğlu, Sevgi Soysal, Tomris Uyar, Emine Işınsu, Sevinç Çokum, Selim İleri, Cevat Şakir (Halikarnas Balıkçısı), Bekir Büyükarkın, Necati Cumalı, Haldun Taner, Mustafa Kutlu, Muhtar Tevfikoğlu, Bahaettin Özkişi, Durali Yılmaz, Rasim Özdenören, Şevket Bulut. Bu dönemin şairleri: Behçet Kemal Çağlar, Necati Cumalı, Ümit Yaşar Oğuzcan, Bekir Sıtkı Erdoğan, Atilla İlhan, Yavuz Bülent Bakiler, Mehmet Çınarlı, Mustafa Necati Karaer, munis Faik Ozansoy, Niyazi yıldırım Gençosmanoğlu, İlhan Geçer, Bedri Rahmi Eyüpoğlu, Turgut Uyar, Sezai Karakoç, Bahaettin Karakoç'tur. ![]()
16-03-2008 16:39, Garip Akımının Türk Edebiyatına Etkileri 1950 yılından itibaren türk yazar ve şairlerinin büyük bir kısmı, hayat görüşlerini "toplumsal gerçekçilik" adıyla edebiyata uyguladılar. Bu dönemde Batıdan gelen varoluşçuluk ve gerçeküstücülük akımları da hayata bakış tarzıyla beraber eserlerinin Kompozisyon ve üslûbunu da değiştirdi. Son kırk yıllık türk edebiyatı Batıdan gelen akımlar, sosyalist dünya görüşü, millî ve dinî yaklaşımlar ve çok partili dönemde çeşitlenen politik tercihler doğrultusunda fevkalâde çeşitlilik göstermekte, edebiyat çok kere vasıta gibi kullanılmakta ve yeni arayışlar içinde görünmektedir. Kısa zaman içinde büyük şöhret kazanan veya adını pek az duyurabilen yazar ve şairlerin Cumhuriyet terkibi paralelinde kurulmakta olan yeni edebiyat geleneklerine katkıda bulunmalarına rağmen, bunlar hakkında objektif tenkitler yapmak ve edebiyat tarihindeki yerlerini belirlemek mümkün olamamaktadır. Özellikle 1960'lı yıllardan sonra yetişen kadın yazar ve şairlerin sayılarının artmış olması, feminist akımın da diğer pek çok akım gibi türk edebiyatı içinde yer almasını sağlamıştır. |
| Sadece kayitli kullanicilar bir Makaleyi yorumlayabilir. Lütfen ücretsiz üye olun veya giriş yapın. |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|



(0 Oylama)








